ACCIO Hogwarts-Rpg !
Yönetim
Başlarken
Pano
Kullanıcı Değiştir:
K.Adı:
Şifre:
Paylaş|

How it all started

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Jaq Jokester
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 13

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: How it all started 01.01.17 20:31



How It All Started 





Knockturn Yolun'da ki eski bir dükkan, yıllar önce kapatılmış bir şekerci dükkanı vardı. İnsan dükkanın şimdi renkleri solmuş, bir zamanlar parlak renklerde olan duvarlarına, tabelalarına, camlarındaki posterlerine bir bakış atar atmaz burayı açan kişinin deli olduğunu düşünüyordu. Yani, kim karanlık büyücülerin cirit attığı, çocukların özellikle uzak tutulduğu bir sokağa şekerci dükkanı açardı ki? Jaq bunu sevmişti, dükkanı her kim açtıysa ilk başta, karanlık sokağın ortasına renkli bir şey yerleştirmiş, dükkanı kapatması gerekene kadar siyahın içine damlayan bir gökküşağının yarattığı düzensizliğin, kaosun tadını çıkarmıştı. Evet, dükkanı ilk başta her kim açtıysa deliydi, ve Jaq o insanı sevmişti, en azından düşünce tarzını. Belkide çoğu açılardan kendisi de 'deli' olarak nitelendirilebileceği içindi bu hisleri. Neredeyse kendisini hazıra konmuş gibi hissediyordu, onun gibi biri için daha mükemmel bir mekan olabilir miydi? Dışarıdan olabilecek en masum şey gibi görünen, çevresinde ve aslında içinde karanlık işler dönen bir sığınak. Neredeyse kendi kendine gülecekti. Üç ay öncesi olsa gülerdi. Şimdi sadece dikkatsizce sürdüğü kırmızı ruj ile kaplı dudaklarının sağ tarafının seğirdiğini hissetmişti.

Kapısında arada bir dağılıp tekrar birleşmeleri için tılsımlanmış uçan balonlarla 'Kapalı' yazan ufak tabela asılı dükkan aslında o an açıktı, en azından kapısı kitli değildi. Bodrumunda, dükkanı yeniden açmak, yada açılmış gibi göstermek için aldıkları malzemelerin içinde bulundukları kolilerin arasında tek bir sandalye vardı. Lip Crack ağırlığı altında biraz çökmüş bir kolinin üstünde, sandalyenin biraz uzağında oturuyordu, Eyelash sandalyenin yan tarafında sırtının hizasına gelen kutulara yaslanmış, kollarını kavuşturmuş duruyordu. Mor minderli ve ahşabı detaylıca işlenmiş, gösterişi yüzünden bodrumun küflü ve tozlu havasına uymayan sandalyede ise Jaq oturuyordu. Bacak bacak atmış, kucağında uzanmış uyuyan bal porsuğu Weisburg'u okşuyordu dalgın bir şekilde bir yandan düşünürken. Eğer kucağındaki bir bal porsuğu değil, kara kedi olsaydı, ve üstündeki takım mor değil siyah olsaydı, klasik bir kötü adam sahnesi yaşarlardı. Jaq'in kafasının arkasında çalan Godfather filminin müziğinin de bunda tabii büyük bir etkisi vardı. Üç ay geçmişti. Harley'nin onu o Hogsmeade'de ki ara sokakta bırakıp gitmesinden beri üç ay, Hardy'yi son görüşünden beri üç ay. Okula ulaşıp sevdiği adamın öğretmenliği bıraktığını öğreneli iki ay, çocukluk arkadaşını yalnız ve üzgün bir halde okula göndermesinden beri bir buçuk ay. Onu bulduğunda Harley bütün bunlar yüzünden acı çekecekti. Hatta zaman ilerledikçe Hardy'ye bile canını yakarak hesap sormak istediğini fark ediyordu. Tabii bunu yapamazdı. Bu yüzden onu bulduğunda acısız bir şekilde uyutup güvenli bir yere zincirleyecekti. Bir daha kaçması riskini alamazdı.

İşte buydu, okulu bırakmasının, insan toplamaya başlamasının, bir üst bulmasının sebebi. Hardy'yi güvenli bir yerde görmek. Ama bunun için öncelikle adamı bulması gerekiyordu. Ve adam her yerde olabilirdi, özellikle de Metamorfmagus yeteneği düşünüldüğünde. Gözlere ve kulaklara ihtiyacı vardı. O gözlerin ve kulakların her yerde olmasına ihtiyacı vardı. Tıpkı abisinin kurguğu 'Green Kitsune' gibi. Ona haber verecek her yere yayılmış insanlar... Bir süre önce olsa belkide bu kadar işle uğraşmaz abisinden yardım isterdi. Fakat Whale Splash adında ki mekanda yaptıkları konuşma, daha doğrusu Jordan'ın sözleri aklına geldikçe geriye bir adım atıyordu. Düşüncelerinin ağırlığı ile Weisburg'u okşarken tüylerini çekmiş olacak, hayvan kucağında ona doğru tısladı minik dişlerini göstererek, yeşil saçlı cadı hayvana sadece bakmakla yetindi. Kimseye güvenemezdi, özellikle de abisine. Diğer bir seçenek babası Zeptor sayesinde kültün bağlantılarına sahip olan Valentin'i kullanmaktı. Fakat bir kez daha, bunu ne zaman düşünsene aklına o gün Whale Splash'da olanlar geliyordu. Valentin, abisinin bile temkinli yaklaştığı insan, nedensizce ona yardım eden insan... Bir açıdan tüylerini ürpertiyordu genç adam. Bir gün ona yaptığı iyiliklerin karşılığını faizi ile isteyecekmiş gibi geliyordu. Ve içgüdüleri Jordan'ın bile temkinli yaklaştığı bu adama fazla güvenmemesini söylüyordu, bu şekerci dükkanını bulmak için ona danışarak bile büyük bir hata yapmış olabilirdi. Bir görücü olarak sadece görü görmenin yanı sıra kanından gelen iyi bir altıncı hissi, içgüdüleri vardı. Ve o altıncı his Jaq'ı hiç bir zaman yüz üstü bırakmamıştı. Bu yüzden ona güvenecekti. Bir kez daha, Hardy ve Harley'i bulana kadar güvenebileceği tek insan kendisiydi. Ve kendi seçtiği adamlar.

Düşünceyle istemsizce önce yanında duran Eye'a, sonra da omzunun üstünden dönüp Lip'e baktı. İki kızda sanki konuşacağını hissetmiş gibi gerilip dikleştiler. Okuldan vaz geçtiklerinden beri iki kızda Jaq'ın yanında kaldıklarında geriliyorlardı, çünkü eski arkadaşlarını artık göremiyorlardı kızın boş gözlerinde. Sadece boyunun daha da uzaması, yada saçlarının yeşilinin yetişkin Jokester'lara hep olduğu gibi daha da koyulaşması değildi sadece bu. Kızın içinde bir şeyler değişmişti. Normalde ailesinin karakteristik özelliği olan gülümsemesini bile en son gördüklerinden beri aylar olmuş gibiydi. "Başlama vakti geldi." İki kız duraksayıp önce birbirlerine, sonra Jaq'a baktılar. Eye dikleşip yaslandığı yerden doğrulurken Lip oturduğu kolinin üstünden kalıp ayakta dikildi. "Gerçekten bunu yapıyoruz ha?" diye sordu Eye rüyada gibi bir sesle, gözlüklerini alışkanlıkla düzeltirken hala yaptıklarına, yapacaklarına inanamıyormuş gibiydi. Lip gülümsemeye çalışarak gerindi. "Zamanı gelmişti!" Jaq arkadaşlarına yüzünde soluk bir gülümseme ile bakarak ayağa kalktı ve kucağındaki bal porsuğunu sandalyesine bıraktı. Adam toplaması gerekiyordu, yakın zamanda anladığı üzere çeteye adam toplamak, okulda bir klübe öğrenci çekmek gibi değildi. Eğer bir şanınız yada kötü şöhretiniz yoksa kimse ne halt yediğinizi bile umursamıyordu katılmayı bırak. Bu yüzden, bu gün kötü şöhretini başlatacaktı. "Doğu yakasındaki ufak çete var aklında değil mi hala?" diye sordu gözlüklü kız. Jaq takımının ceketini açmış, asasını ve tabancısını kontrol ediyordu ki kızın sorusuna yanıt olarak kafasını salladı. Bodrumdan çıkmak için yürürken Lip aklına bir şey gelmiş gibi duraksayıp yeşil saçlı cadıya baktı. "Hey, şimdi fark ettim de, eğer adımızı duyuracaksak... Eh, bir adımız olmalı." Eye ona 'gereksiz' bakışını atarken Jaq düşünceli göründü. Nadir olan bir şekilde, Lip Crack haklıydı. Bir isme ihtiyacı vardı. Abisinin örgütü aile yeşilinden gelen 'Green' ve abisinin kurnazlığından yola çıkarak tilki anlamına gelen 'Kitsune' ismini almıştı. Kendi insanları ne olarak çağrılacaktı?

Bir süre cevap vermedi cadı, bodrumdan yukarı giden merdivenleri sessizlik içinde çıktılar, tozlu raflar ve tezgahlarla dolu dükkandan geçip cam kapısından da aynı sessizlikte çıktılar. İki arkadaşı da Jaq'ın konuşmasını bekliyordu. Kız dükkanın kapısının önünde duraksadı. Yerde öğleden sonra yağan yaz yağmurundan kalma bir su birikintisi vardı. Ufak su birikintisi içindeki bulanık yansımasına baktı Jaq. Ailesinin lanetinden gelen karışmış yeşil saçları, tebeşir gibi beyaz teni ve ağzının kenarlarına kadar bulaşmış kırmızı ruj ile bir palyaçoya benziyordu, kafasının üstünde az önce çıktıkları dükkanlarının kırmızı ışıklarla süslenmiş tabelası parlıyordu. Işıkların yanmasını sağlayan tılsımlardan bir kaçı eskimiş, harflerden bazıları sönmüştü, bir zamanlar 'The Fun House' yazan yerde şimdi 'he Fun Hse' yazıyordu. "Fun House." diye mırıldandı Jaq. Lip anlamamış bir halde ona baktı. "Ne?" "Biz, Fun House." Eyelash gözlerini kırpıştırdı bir an iki arkadaşına bakarak, sonra gülümsedi. "Bize uyuyor." Gerçekten de, o güne kadar başlarını belaya sokan her şeyi sadece 'heck of it' kafasıyla, eğlenmek için yapmışlardı. Sonunda anlamış bir halde sırıtarak kollarını kaldırdı ve bağırdı Lip Crack "Fun House!". Jaq bir an arkadaşına sessiz sokakta bas bas bağırdığı için dik dik baktıysa da, bir kaç saniye içinde kendisini aylar sonra ilk kez cidden gülümserken buldu ve o da kollarını kaldırdı. "Fun House!" Eyelash onlara bakıp kafasını iki yana salladı, ümitsiz vakalardı. "Doğu yakasındaki çeteyi benzetmeye gittiğimizi sanıyordum?" Yeşil saçlı cadı kırmızıya boyalı dudaklarını gererek sırıttı. "İşte gidiyoruz."




SON







meow:
 
Madness and intelligence runs in family:
 
You're outta dis world:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.hogwarts-rpg.com/t1586-jaq

How it all started

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: The Fun House-
.