ACCIO Hogwarts-Rpg !
Yönetim
Başlarken
Pano
Kullanıcı Değiştir:
K.Adı:
Şifre:
Paylaş|

A mark to remember.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Catherine Heffernan
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 16

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: A mark to remember. 19.01.17 21:03

If you wish to forget anything on the spot, make a note that this thing is to be remembered. 

Catherine Heffernan & Zelda Zonk






Spoiler:
 
Spoiler:
 
When Richard and Valentin are around;;:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Catherine Heffernan
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 16

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 19.01.17 21:40


Amerika’lılardan yazar , edebiyatçı ya da şair çıkması her zaman şaşırtıcı olmuştur. 1809’da doğup maalesef 1849’a kadar olan yaşamına bir sürü gotik eser sığdırmış olan Edgar Allan Poe bu şaşırtmaları bertaraf edebilen edebiyatçılarındandır. Yaşadığı kısacık hayatta yazdığı şeylerin bazıları garip olsa da Catherine onların çoğunda kendini buluyor ve zevkle okuyordu. Ölümü trajik bir şekilde bir meyhane yüzünden gelen yazarın cenazesine katılan 4 kişi ise onun da kendisi gibi asosyal olduğunu gösterdiğini düşünürdü nedense kızıl saçlı kadın. Sırtında onun sözlerinden birinin dövmesini taşıdığı içinde kendiyle gurur duyuyordu. “All that we see or seem is but a dream within a dream.” Bir düşün içinde bir düş mü gördüklerimiz ya da göründüklerimiz? Kendini olduğundan farklı göstermeye çalışanlar, zenginliğiyle övünenler, fakirlikten sıkılanlar, aldıkları her yeni şeyi diğerlerinin gözüne sokmak isteyenler.. Daha sayılabilecek bir çok şey için yazıldığını düşündüğü bu dizeler aslında tamamen sahtelikten oluştuğunu bildiği bu dünyayı nitelercesine sırtına kazınmıştı bundan bir kaç yıl öncesinde. Acı hissetmemişti dakikada sayamadığı kadar iğne derisinden içeri girip orada kalıcı izler bırakırken. Yaslandığı muggle dövmeci koltuğunun deriden olması sayede canını sıkmıştı. Terletiyor ve vücudunun çıplak yerlerine yapışıyordu. Çok temiz değildi o yılda bulduğu dövmeci. Aslında çok da umursamamıştı zaten. Bir anda karar vermiş , bir anda yaptırmak için bulduğu ilk yere dalıvermişti. Sonrasında herhangi bir problem olmadığı için de sorgulamamıştı. İkinci dövmesinin de aşağı yukarı aynı tarz bir hikayesi vardı. İnsanların – daha doğrusu muggle’ların- ömür boyu vücudunda taşıyacakları şeyi çok iyi seçmeleri gerekiyordu. Bu yüzden kızıl cadı da –her ne kadar büyüyle istediği anda muggle dövmesini silebileceğini biliyor olsa da- hikayeleri olan izleri seçmişti vücuduna kazıtmak için.
 
Barına gelen birilerinden duyduğu dövmeciye giderken aklından geçenler bunlardı. İlk defa bir büyücüye dövme yaptıracaktı. Farklı mıydı yoksa aynı işlemler mi yapılacaktı bilmediği için merak ediyor ve bu da adımlarını hızlandırıyordu. Bir kaç gün önce üzerini giyinirken tırnağıyla yanlışlıkla çizdiği yaranın acısı sanki ilk günlerdeki gibi kabuk bağlamış hissi vermişti kadına. İngiltere’ye geldikten üç ay sonra yaşadığı iğrenç bir geceden kalma iz. Kabarıklığı hiç inmemiş , fakat ilk zamanlar tam olarak S harfine benzeyen yara iyileştikçe biraz kayık bir hal almıştı. Artık çok da fazla bir harfi andırmıyor olsa da Catherine onun ne olduğunu,nasıl yapıldığını kafasından asla atamıyordu. Unutmak istedikçe daha da hatırlaması da evrenin ona “asla unutamayacağını” göstermesiydi. O yüzden de kadın ona daima hatırlatması için bununla ilgili –en azından biraz daha estetik- bir iz daha kazıtmaya karar verdi vücuduna. O yüzden buradayım diye düşünürken kahverengi eski bir kapıyı ittirdi. İçeri girdiğinde ahşap zeminin çıkardığı gıcırtı seslerini umursamadan etrafa bakınmaya başladı. Oldukça güzel döşenmiş ve bir çok orijinal dekor kullanılmıştı. İlk dikkatini çeken –çok zor olmasa gerek- duvarların karikatür ya da çizgi roman sayfalarıyla kaplanmış olmasıydı. Açıkçası insanın gözünü yormuyor değildi , çünkü çok fazla yazı renk ve karakter barındırıyordu. Biraz ilerledi , zaten çok küçük bir yerdi. Girince sağ tarafta ikili bir koltuk duruyordu. Onun tam karşısında büyükçe bir tablo.  Koltuğun yanında bulunan uzun ince komodin tarzı şeyin üzerinde beyaz bir büst duruyordu. Kim olduğunu bilmiyordu kadın , umursamıyordu da. Görünüş açısından karışık bir yer olsa da en azından diğer muggle dövmecileri gibi yerler mürekkepten kararmamıştı. Temiz bir yere benziyordu. İyi de burada nerede dövme yapılıyordu? Koltuğun hemen yanında kocaman , neredeyse dükkanın yarısını kaplıyor diyebileceğiniz açık kahverengi oyuntulu bir dolap ve bu dolabın hemen önünde basamak tarzı bir şey bulunuyordu. Kadın kimsenin olmadığını düşününce ses vermeye karar verdi. “Merhaba! Yardımcı olabilecek biri var mı?”
 

Cevap gelmesini beklerken kendini biraz fazla dükkanın içinde olduğuna karar verdi. Bir yerleri karıştırmış gibi görünmek istemiyordu bu yüzden seslendikten hemen sonra parmak uçlarında ses çıkarmamak için kapının girişine yerleştirdi kendini. Yeni girmiş izlenimi vermek için kapının biraz ilerisinde beklemeye karar verdi.






Spoiler:
 
Spoiler:
 
When Richard and Valentin are around;;:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Zelda Zonk
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 0

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 19.01.17 22:22

Zelda güne biraz sıkıntılı uyanmıştı, büyük ihtimalle bir gece öncesinde biraz fazlaca içtiği içindi ama yine de fiziksel ağrılarına rağmen keyfi yerindeydi. Üstelik büyüler ve iksirler vardı ve baş ağrısını geçirebilecek kadar güzellerdi, yani şuanda çok bir sorunu yoktu. Dövmecinin üst katına açılan gizli merdivenlerin ötesinde, çok büyük olmasa da evinin içinde bir atölyesi vardı, günün çoğunu burada geçirmişti. Merdivenleri gizlemişti çünkü bazı meraklı müşteriler oraya da çıkıyordu ve kimse evine sorulmadan girilsin istemezdi, en azından Zelda istemiyordu.


Yine de aşağıya biri gelirse duyardı, zaten o yüzden dükkana biri girer mi korkusu yaşamadan canı sıkılırsa yukarıya çıkıyordu. Hermann Hesse'nin iki dünyanın hem ayrı, hem de iç içe olması fikri onu etkilemişti. Bir yandan da, Tanrı'nın bu iyi ve kötü diye ayrılan iki dünyalardan birini sahiplenip, diğerini dışarıda bırakması da doğru değildi yazara göre ve asıl inanılması gereken Tanrı, Abraxas'tı. Çünkü Tanrı, içinde hem iyiyi hem kötüyü, hem düzeni hem de kaosu barındırmalıydı. Zelda da bunu resmetmeye karar vermişti. Bir sürü zıt rengin olduğu iki dünya iç içe geçiyor, tam ortasında da Tanrı duruyordu. 

Tanrı, Zelda'nın zihninde birçok insanın düşündüğünün aksine yaşlı bir adam değildi. Bir adam ya da kadın da değildi zaten, Tanrı'yı bir cinsiyete oturtmak diğer cinsiyetleri aşağılamak gibi bir şeydi, hayır, Tanrı hepsi ve hiçbiri olmalıydı. Eğer hepsi olsaydı, yüce olmazdı ama hiçbiri olsa, bu sefer canlıları anlayamazdı. Hem yaşlı hem genç olmalıydı, bilge ve saf olmalıydı. Bilgece konuşmasa bile, ses tonundan sanki öyleymiş gibi duyuluyordu gerçi.

En azından Zelda öyle düşünüyordu. "Ama dinlerin çoğunda Tanrı ve Tanrıçalar olarak ayrılırlar ve cinsiyetleri bellidir." dedi kafasını uzatıp bilgece konuşurken. 

Zelda burun kıvırıp omuz silkti, "Bazı dinlerde sen de bir Tanrısın ama bu doğru değil. Bahsettiğin dinler iyi düşünülmemiş." Zelda birinin dükkana girdiğini duyar duymaz, hızla boya içinde kalmış ellerini yıkadı ve önlüğünü çıkarıp aşağıya indiği sırada gelen kişi sabırsızlanıp seslenmişti bile. Hızla gizli köşeden çıktı ve güler yüzle, "Merhaba, hoşgeldiniz." dedi. "Nasıl yardımcı olabilirim?" 






Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.hogwarts-rpg.com/t2722-zelda-zonk-lejant
Catherine Heffernan
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 16

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 20.01.17 17:52


Dükkanın içine seslendikten sonra nerede olduğunu bile anlamadığı merdivenlerden aşağıya inen ayak seslerini duyunca merakla etrafına bakındı. Tam olarak kapının sağ tarafından inen 20’li yaşlarında bir kadın vardı. Catherine çok rahatsızlık vermeden ve fark ettirmeden süzerken ellerinde kalan renkleri görünce yukarda boyayla ilgili bir şey yaptığını tahmin etti. Kadının saçları kısa ve mavinin çok tatlı olarak nitelendirebileceğiniz bir engine sahipti. Kızıl cadı gülümsedi. Aynı zamanda ufak tefek olan kadını gözünde hiç böyle hayal etmemişti. Gözleri neredeyse saçlarıyla aynı mavilikteydi. Kadın gereksiz sessiz olduğunu düşünüp yüzündeki gülümsemesini bozmadan konuşmaya başladı. “Merhaba tekrardan. Catherine Heffernan.” Kadına elini uzattı tanışmak sıkışmak amacıyla. Dövmeci sanki ellerindeki boyalardan karşısındaki rahatsız olur mu olmaz mı diye bir süre tereddüt etti gibi geldi Catherine bu yüzden ona cevap anlamında kafasını bir sağa bir sola salladı. Umurunda değildi. Eğer yaratıcıysa ve sanatla uğraşıyorsa onun istediği şeyi çizip uygulamaya bir adım daha yakındı. İki kadın el sıkıştıktan sonra Catherine sanki ilk kez bakarcasına dükkanda biraz daha iç tarafa ilerledi. Gözlerini sanki dükkanı inceler gibi bir o yana bir bu yana çeviriyordu. “Çok güzel döşenmiş.” Dedi. Gerçekten de alışılmışın dışında bir tarzı olsa da güzeldi. Zaten insanlar alışılmış şeylerden bıkmamış mıydı biraz?
 
Kızıl kadın daha fazla vakit kaybetmek istemediğinden dükkanda bulunan tek koltuğa oturdu.Dükkan sahibine de umarım sakıncası yoktur demek isteyen bir bakış attı. Yaptırmak istediği şeyi biliyordu. Nereye yaptıracağı zaten 10 yıldır belliydi.. Fakat anısını anlatmadan nasıl bir şey istediğini anlatması biraz zor olacaktı. Karşısındaki kadına güvenip güvenemeyeceğini bilmiyordu. Bu yarayı hikayesiyle birlikte bilen ikinci kişi olacaktı. Hikayelerini bilen insanların sayısının çoğalması her zaman tedirgin ediyordu onu. Nerede çokluk orada bokluk diye boşuna dememişler. Yaşadıkları ve yaşayacaklarını her zaman kendine saklamayı tercih eden biri olsa da eğer buraya geldiyse ve elinde herhangi bir çizim yoksa bunu anlatmak zorundaydı. İstediği yeri göstermek için dizlerinde biten biraz filoş eteği kasıklarına kadar sıyırdı. İç çamaşırını ya da onu gizleyen şeyin ortaya çıkması çok umurunda değildi. Kadın dövmeciydi ve insanlar sapkınca yerlere dövme yaptırmak isteyebilirlerdi. Bir nevi doktor gibi böyle şeylere alışkın olduğunu düşündü. Yara izini eliyle gösterdi. “Buraya olacak. Aslında yara izini kapatmak için değil,onu bana daha çok hatırlatacak bir şeyler istiyorum.” S harfinin kapanmasını istemiyordu. Ama S harfi olarak kalmasını da.. Karşısındaki kadının işinde ve çiziminde iyi olmasını içinden ümit ederken hikayeyi anlatmaya karar verdi. “Sanırım önce neden olduğunu anlatırsam kafanızda daha iyi resmedebilirsiniz.” Eteğini kapattı. Bu hikayeyi yarı çıplak anlatmak istemiyordu.
 

“İngiltere’ye gelişimin üçüncü ayında gece içkiyi biraz fazla kaçırınca yolumu kaybettim. İyi giyimli ve gerçekten her kadının yakışıklı sayabileceği bir adamla karşılaştığımda bana önerdiği yardımı gerçek sanıp ona güvenmemle başladı.” Yutkundu. “Kaldığım yeri tarif ettikten sonra bir süre yürüdük. Gerçekten kör kütük sarhoştum fakat geldiğimiz yerin kaldığım yer olmadığını anlayabilmiştim. Saçma sapan şeyler söyledikten sonra kaçmaya çalışırken beni yakalayıp iyi döşenmiş bir eve götürdü.” Neler yaşandığını ayrıntısıyla bilmesine gerek yoktu dövmecinin. “Kafama bir şeyle vurmuş olmalı , bayıldım. Sabah kalktığımda çıplak ellerim bağlı haldeydim. Kıpırdamaya çalıştığımda kasıklarımın ağrısı canımı yakıyordu. Ama..” Eteğini bir kez daha açıp yaraya baktı. “Aslında canımı yakanın bu olduğunu oraya baktıktan sonra anladım. S harfi olması gerekiyor fakat yıllar geçtikçe anlaşılırlığını kaybetti.” Çok konuştuğunu fark edip sustu.  






Spoiler:
 
Spoiler:
 
When Richard and Valentin are around;;:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Zelda Zonk
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 0

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 20.01.17 19:35

“Merhaba tekrardan. Catherine Heffernan.” 


Zelda ilk başta elindeki boyaların çok çıkmadığını fark edince çekinse de, karşısındaki kızıl saçlı kadının kafasını rahatsız olmadığını belli edercesine sallaması üzerine elini sıktı. Elleri hep biraz fazla soğuk olduğundan, boyadan değil de soğukluktan rahatsız olması daha muhtemeldi gerçi. "Zelda... Zonk, memnun oldum." dedi kendi adına gülerek. Adının hikayesi bilinmediğinde, ki kendisi de küçüklük yıllarında bilmediğinden annesinden uzun bir süre nefret etmişti, komik geliyordu kulağa. Kızıl saçlı kadının cadı olduğunu bakışlarındaki pırıltıdan fark etti, bir muggleda hiçbir zaman olmayan bir şeydi bu. Üstelik çokta güzeldi, elmacık kemikleri belirgindi ve cildi capcanlı bir porselen gibiydi. Zelda güzel insanlara bakmayı severdi, büyük ihtimalle ressam olduğundan, ona ilham veriyorlardı. 

"Çok güzel döşenmiş." 



Kadının sözleriyle kaşlarını kaldırıp düşüncelerinden sıyrılmak için etrafına bakındı, "Ah, teşekkür ederim, kendim yaptım. Biraz göz yorucu aslında, beğenmenize sevindim." kızıl saçlı kadın biraz çekiniyor gibiydi, ki ilk defa geldiği bir yer için bu normaldi. Üstelik zaten büyük ihtimalle saniyede defalarca cildine iğne batıracak birinden çekinmek, çokta tuhaf olmasa gerekti. Özellikle iğne kalıcı bir iz bırakacaksa. "Rahat olun lütfen," dedi. 



Genç kadın koltuğa oturup eteğini yukarı sıyırınca gösterdiği yere baktı, ne olduğu çokta belli olmayan bir iz vardı bacağının üst kısmında. Ama tahmini olarak, pekte doğal yollarla olmadığını düşündü mavi saçlı genç kız. Hikayesini anlatmasına biraz fazla şiddetli ve olumlu bir şekilde kafasını salladı ve hızla eline kağıtla kalem aldı, çünkü eğer anlatırsa, ancak o zaman olayın verdiği hissin sanata dökülmüş bir resmini yapabilirdi. Bu bir taslak olacaktı elbet, daha sonra ekleme yapabilirdi. Kızıl saçlı kadın hikayeyi anlatırken, tekrar yara izini gözünün önüne getirdi ve değiştirebileceği alternatif bir şeyler karaladı.



Kendinde olmayan, güzel bir insandan yararlanma fırsatını kullanmayacak çok az insan vardı, çünkü insanların ruhu lekeliydi zaten. Zelda aniden susan kadına iç çekerek baktı, zaten iyi bir şey olmasını çok beklemiyordu ama böylesine güzel bir varlığın -kişiliğini elbette bilmiyordu, ama fiziken- böyle bir şey yaşaması oldukça üzücüydü. Hoş kimse bu tarz şeyler yaşamayı hak etmezdi, herkes, her halükarda kendi vücuduna yapılacak şeylerin kontrolünü elinde tutmalıydı, ya da ruhuna, fark etmezdi. "Böyle bir şey yaşamak zorunda kaldığın için üzgünüm," dedi ayağa kalkarken, Narnia'ya geçme vakti gelmişti. "Bu taraftan," dedi ve dolabı açıp kadının kendisini takip ettiğini varsayarak ilerledi, kapı ikisi de girdiğinde kendiliğinden kapanırdı zaten. Hikayesi hakkında çok konuşmak istemedi çünkü zaten yarası olan bir şeydi, eğer konuşmak isteseydi zaten yapardı. Zelda dövme koltuğunu ayarladı ve sırtlığını indirdi, üzerine de steril olmadı için tek kullanımlık bezlerden örttü. Koltuk boya tutmayan bir kumaştandı, kumaştı çünkü Zelda şahsi olarak deri koltuklardan nefret ediyordu, birçok dövmecinin aksine. Üzerinde dövmeye göre bazen 3 saat oturmak özellikle yaz aylarında terletiyor, üstelik can yakıyordu. 



"Hemen uzanmana gerek yok, önce hakkında biraz konuşalım. İstersen uzanabilirsin de tabii ki." dedi kağıdı kızıl saçlı kadına çevirirken, "Anlattığın anı bedenin yanında kalbi yakacak bir şey olduğu için, etrafına kalp çizdim. Kalbin çevresinde de bitkileri, kanatları- ya da kelebekleri ve dikenleri andıran figürler var, onları biraz daha düzelteceğim tabii ki. Onların da kendi içinde uğraşıp büyüttüklerin olarak düşünüyorum, bir bahçe gibi. Üstelik biraz da bir kapı gibi düşün, normal şartlarda bahçenin kapısını yalnızca sen açabilirsin ama hikayende biri senin iznin olmadan giriyor. S harfi için de düşünebildiğim en güzel alternatif, bir şimsek. Şimsek, insanın korku, saygı ya da yaratıcılığının bir metaforu olabilir. Ya da, birçok inanışa bakarsak," dedi kaşının üzerini kaşıyarak, en uygun olanını hatırlamaya çalıştı, "Kızılderililer şimşeklerin, doğruluğu çarpıtan insanların üzerine düştüğüne inanır, yani bu da hikayendeki antagonistin başına gelmesi gereken şey. Ya da tüm bunları bir kenara bırakırsak, şimşek senin bilgeliğin olabilir. Bu anıyı tamamen unutmak yerine tecrübe olarak alıp, onu yaratıcılığınla kendine hatırlanacak bir hale getirmen. Başka bir şey de bulabiliriz tabii..." dedi, kızıl saçlı kadının beğenmeme ihtimalini düşünerek. "Bu arada, bir şeyler içer misin? Kahve, çay, viski, herhangi bir şey? Eğer yemek yemediysen, yemekte söyleyebilirim." dedi en sevdiği, üzerinde ejderha işlemesi olan dövme makinesini çıkarıp ahşap çalışma masasına yerleştirmeden önce. Dizaynı değiştirseler bile bunları hazırlamak durumunda kalacaktı, o yüzden şimdiden yapması daha mantıklı olurdu.






Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.hogwarts-rpg.com/t2722-zelda-zonk-lejant
Catherine Heffernan
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 16

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 24.01.17 12:59


Kadının adını duyunca yüzündeki gülümsemeye engel olamadı. Karakterini bilmiyordu fakat dış görünüşünü düşündüğünde ismi tam olarak kendini yansıtıyor diyebilirdi kızıl kadın. Nedense insanların isimlerinin karakterlerini yansıttığını düşünürdü her daim. Ya da zamanla isimler insanların karakterlerini belirliyor denilebilirdi. Zelda’nın bir hikayesi olduğunu düşündü bir anlığına ama soracak ve dinleyecek yakınlıkta olmadığı için çenesini tutmaya karar vermişti. Rahatlığa gelince.. Çıplaklık konusunda Catherine her zaman rahat ve çekingen olmayan bir tavır sergilemişti. İnsanların doğarken ve öldüklerinde çıplak olmaları her zaman garip gelmişti. Belki de bu yüzden karşısındaki kadının ne düşüneceğini umursamadan tabir-I caizse pat diye eteğini sıyırmış ve diğer insanlar için en önemli ve değerli olabilecek bir vücut organını her ne kadar iç çamaşırı olsa da ortaya çıkarmıştı. Dövme kısmına gelince.. Zelda büyük ihtimal kadının iğnelerden dolayı gergin olduğunu düşünmüş bu yüzden de kendisine rahat olabileceğine dair rahatlatıcı bir cümle kurma gereği duymuştu. Catherine Heffernan’ın gerginliği tamamen yıllar önce yaşadığı olayı başkasına anlatması ve vücuduna girecek iğnelerin oradan kalan biz izi ona tekrar hatırlatacak olmasıyla ilgiliydi. Bunu belli etmemek istercesine suratındaki gülümsemeyi silmemişti.
 
Hikayesini anlatırken Zelda’nın gerekenleri eline alıp nasıl bir şey yapacağını çizmesi kızıl cadıyı mutlu etmişti , bir nebzede rahatlatmıştı. Eğer dinlerken çiziyor ve ciddiye alıyorsa işinde iyi olduğunu gösterir diye bir duyguya istemeden olsa da kapılmıştı. Kadının ona gösterdiği yöne ilerlemek için oturduğu yerden kalktı. Dükkana ilk girdiğinde aklından geçirdiği sorunun cevabını sonunda alabilecekti. İçerisinin neredeyse çeyreğini kaplıyor sayabileceğiniz dolaba doğru yöneldikleri zaman Zelda dolabın kapağını açınca Catherine suratındaki gülümsemeyi iyice yayıp memnuniyetini belirlemek istedi. Müthiş bir fikir olduğunu kimse reddedemezdi. Hem orijinal hem de insanı fantastik bir dünyaya geçirirmiş gibi bir hissiyatı vardı bu kapılardan geçmenin. Kadın bunu belirtmesi gerektiğini düşündü. “Gerçekten çok güzel bir fikir bu.” Kapılardan geçip asıl büyünün olduğu yere gelip oturacağı koltuğu gördüğünde de bir iç geçirdi. Sonunda saatlerce otursa da tenine yapışıp onu vıcık vıcık etmeyeceği bir dövme koltuğu olması gerektiğini düşünen birine rast gelmişti. Karşısındakinin muggle olmaması kafasının biraz daha fazla çalıştığını gösterir gibiydi. Hiç bir zaman tam olarak bir muggle düşmanı olmasa da tabi ki kendi dünyasından olanları kayıracaktı. Koltuğa doğru ilerlerken Zelda’nın dediği gibi tam olarak uzanmasa da oturur pozisyonda bir süre onu dinledi. Ne yarattığını görmek için sabırsızlanırken kağıdın ona çevrilmesiyle bir süre tenine kazınacak olan sembol ya da resim her neyse ona baktı,inceledi. Resime bakarken Zelda’nın açıklamalarıyla sanki her bir nesne canlanıp ona tekrardan neler yaşadığını anlatmak istercesine kağıtta canlanıyor gibi geliyordu kendisine.
 

Evet kadının açıkladığı gibi yaşanan şey sadece bedenini değil aynı derecede kalbini de yakmıştı. O olaydan sonra normal insanlar cinsellikten uzaklaşırlardı fakat Catherine tam tersine sanki bütün erkeklerden intikam olmak istermiş gibi tek gecelik ilişkilerini yoğunlaştırmış ve hiç biriyle duygusal bağ kurmayacağına dair kendine yemin etmişti. Sokakta,barda,kitapçıda,kahve içtiği yerde gözüne kestirdiği adamlarla yaşadığı ilişkilerin sonunda sabah onlar horul horul uyurken yanlarından ayrılıyor ve bundan büyük bir haz duyuyordu. Zaman geçtikçe aslında bu yaptıklarının yattığı adamlara bir ödül olduğunu anlamış olsa da artık çok geçti. Ayrıca etrafındaki figürlerin açıklaması da çok mantıklı gelmişti kadına. İçinde büyüttükleri.. Bunlar hakkında uzun uzun anlatması gerekse de en azından olayın özetiyle Zelda onunla empati kurmuş ve bunu kağıda gayet hoş bir şekilde yansıtmıştı. Şimşek konusunda da yaşadıklarını onunla kafasında bağdaştırması bitince kafasını salladı kadın.Mavi gözlerini kağıttan ayırmadan “Çok güzel. Her şeyi tam olarak kağıda dökmen mükemmel. Değiştirecek bir şey göremiyorum. Ellerine sağlık.” Dedi bakışlarını kadına çevirip gülümseyerek. Makineyi ayarlarken kadının yaptığı teklifi reddemeyeceğini düşündü. Kahve ya da çay şu anda onun istediği değildi ama sert ve boğazını yakacak bir şeye hayır diyemezdi. “Viski gerçekten çok iyi olabilir.” Yemek konusunda hayır anlamında başını salladı. Bu aralar çok fazla midesinin dolduracak şeylerle arası iyi değildi. Çoğu zaman günde bir öğün yediği bile oluyordu. Barda yemeklerle çok haşır neşir olmasının sonucu olabilirdi bu. Sonra dövme koltuğuna iyice uzanıp , dövmenin yapılacağı yeri tekrardan açtı. “Sanırım..” iç geçirdi ve devam etti. “Hazırım.”





Dövmeyi merak edenler tık;:
 






Spoiler:
 
Spoiler:
 
When Richard and Valentin are around;;:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Zelda Zonk
Ölü
avatarÖlü

Ϟ Rp Beğenileri : 0

Mezuniyet
Ϟ Binası:

MesajKonu: Geri: A mark to remember. 26.01.17 15:54

Çok az kişi geldikleri yeri hak ettiği gibi inceleyip, yorum yapma zahmetinde bulunurdu ve Zelda, kızıl saçlı cadının bunu çok güzel yaptığına inanıyordu ve gülümsemesine neden olmuştu. İnsanlar işlerini hızlıca halledip gitmek istiyordu, sanki hiçbir şeye durup bakmaya zamanları değmezmiş gibi... 


“Çok güzel. Her şeyi tam olarak kağıda dökmen mükemmel. Değiştirecek bir şey göremiyorum. Ellerine sağlık.”

Zelda tekrar kadının gülümsemesine karşılık olarak gülümsedi ve çizimi düzeltmeye koyuldu, sonra da karbon kağıdıyla üzerinden geçip çizdi. "Beğenmene sevindim. Başka dövmen var mı?" Tüm bunları büyüyle çok daha kısa bir sürede yapabilirdi aslında ama uğraşmayacaksa, sanatkar sayılmazdı. Viski gerçekten daha bir seçim, diye düşünürken alışkanlık olarak çalışma masasının yan kısmındaki dolaptan iki tane bardak çıkarıp viski koydu ve birini şimdi uzanmış olan kadına verdi. Kendine çok daha az koymuştu çünkü alkol eşiği oldukça yüksek olmasına rağmen çalışırken içmeyi hem çok sevmiyordu, hem de müşteriler biraz batıracağından korkar bir hal alıyorlardı. Sandalyesiyle dövme koltuğuna yaklaşmadan önce eldivenlerini taktı ve kağıttakini kadının tenine geçirmek yalnızca hafifçe parlatacak kadar şeffaf bir sıvı döküp yaydı. Karbon kağıdı üzerine dikkatle yapıştırıp biraz bekledi, sonra yavaşça kaldırıp mürekkepte kayma var mı diye kontrol etti, gayet düzgün görünüyordu. Birazcık kurumasını beklerken dönüp boyayı koyacağı minik kapları hazırladı ve makineye üçlü iğne taktı. Tekli çok ince olurdu ve zamanla kaybolabilirdi, beşli de çok kalın olurdu ve zamanla yayılabilirdi. Üst bacak biraz fazla hassas bir bölge olduğu için vuruş hızını ona göre ayarladı, kızıl saçlı cadı da hazır olduğunu zaten söylemişti. Keşke her müşteri onun gibi sakin olsaydı, bazı insanlar dövme yaptırmaya gelip bayılabiliyordu ya da daha kötüsü, ağlamaya başlayabiliyorlardı. Zelda insanların acı eşiğinin değişken olduğunun elbette farkındaydı ve artık her türlü şeye alışmıştı ama dövme çok, çok hassas yerlere yapılmadığı sürece o kadar katlanılamayacak bir acı vermiyordu. Piercing de aynı şekildeydi, ki o çok daha kısa ve çok daha acısızdı. Bazen de saatlerce karar veremeyip herkesin vaktini harcadıktan sonra ya Zelda'nın yapmayacağı bir şey istiyorlardı, ya da gidiyorlardı. Mugglelar için elbette durum daha zordu çünkü dövmeyi sildirmek için oldukça uzun bir süreçten geçiyorlardı ve yine de iz kalıyordu, ama büyücüler için durum aynı değildi ve her durumda, dövme yaptırmaya gelmeden bir fikir edinmek gerekiyordu. O yüzden, Zelda daha çok müşterisinin Catherine Heffernan gibi olmasını isterdi, evet. 

Henüz işlenmemiş dövmenin yakınına biraz vazelin koydu,  böylece dövmeyi işlerken kolaylıkla sürebilirdi. Bir eline fazla mürekkebi silmek için mendil aldı ve pedala basıp makineye boyadan aldı. "Hazırsan, başlıyorum." dedi gülerek ve onay alınca dövmeyi sakince işlemeye başladı. Biraz yandan da kadını nereden tanıdığını çözmeye çalışıyordu çünkü dakikalar geçtikçe daha da tanıdık geliyordu,  "Acaba bu çevrede çalışıyor olma ihtimalin var mı? Çünkü sesin fazlasıyla tanıdık geliyor." dedi dürüstçe, o sırada da çizimi kaplayan fazla boyayı silmek ve vazelin sürmek için duraksadı. Hem oda sadece dövme makinesinin sesiyle dolmamış olurdu, hem konuşurlarsa büyük ihtimalle ikisi de sıkılmazdı. Dövmeye şöyle bir baktıktan sonra işlemeye devam etti, bir yandan da sorusunun cevabını bekliyordu.






Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.hogwarts-rpg.com/t2722-zelda-zonk-lejant

A mark to remember.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: Marilyn Tattoo Studio-
.