Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
ACCIO Hogwarts-Rpg !
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
  • Şifre:

  • HOGWARTS: AÇIK!
    TARİH: EKİM 1973
    Paylaş | 
     

     basement

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    Sapphire Quncy
    Ölü
    Ϟ Rp Beğenileri : 2

    avatar
    Ölü


    Sapphire Quncy & Vivian Mer Roux







    stay high:
     
    yo yo yo:
     
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Sapphire Quncy
    Ölü
    Ϟ Rp Beğenileri : 2

    avatar
    Ölü
    Güneş bile daha doğmamışken, pek de rahat sayılmayan yeşil koltuğumdan huysuzlanarak doğrulmuştum. Dün geceden kalma gibiydim fakat dün gece alkol almadığıma da emindim. Boğazıma yükselen safranın keskin acılığı dün gece fazlasıyla içtiğimi garantilemişti. Beynim benimle oyunlar oynuyordu ve dün gece neler olduğunu hatırlamama izin vermiyordu.  Ayağa kalkmak için yeltenirken bir yandan belimi doğrultmaya çalışıyordum. Birkaç gerinme hareketi sonrası esneyerek pencereye baktım. Herhangi bir hareketlenme yoktu. Güneşin ışıkları kendini göstermeye başlamıştı. Bu beni germişti. Pencereye yönelip, en küçük bir ışık hüzmesinin dahi içeriye girmesini izin vermeyecek bir şekilde perdemi kapatarak biraz daha rahatlamıştım. Normalde karanlık ve basık ortamlar insanları huzursuz ederken, beni mutlu ediyordu. Banyoya doğru yönelirken, duvara doğru yasladığım küçük çalışma masama bakarak derin bir iç geçirdim. Uyarı mektupları, ilanlar, parşömenler... Hepsi iç içe geçmişti. Görüntü kirliliği yapıyordu. Birçok kez onları çöpe atmayı denemiştim. Hepsi büyülüydü ve sinir bozucu bir şekilde yine karşıma çıkmayı başarıyorlardı. En sonunda pes ederek onları masamda ağırlamayı şeref edinmiştim. Saçlarımı ince bir lastik tokayla bağlarken çıplak ayaklarımın soğuk zemine değmesiyle bedenimde bir uyanma etkisi oluştu. Üç adım uzağımdaki aynaya baktığımda kendimi tanıyamamıştım, göz altlarım tamamen çökmüştü. Aynaya yaklaştım ve kendime daha dikkatli baktım. Kolay kolay oynamayan mimiklerim bu sefer kendini göstermişti. Hafifçe gülümsedim. Merakım beni yoruyordu. Merakımın önüne geçmeliydim, başıma çok fazla dert açıyordu. Pes etmiş bir tavırla kendimi aynadan uzaklaştırarak, banyodan çıktım. Asamı elime alıp, hafifçe salladım ve yerde duran gramofondan öyle çok da gürültülü olmayan bir müzik çalmaya başlamıştı. Müziğin ritmine uymaya çalışarak giyindim ve ayaküstü iki tane kızarmış ekmeği bitirerek, küçük çalışma masama yöneldim. İç içe geçmiş notları birbirine ayırmaya çalışırken bugün ki olan planımı kafamda kurgulamaya çalışıyordum. Alt dudağımı hafifçe ısırdım, kaşlarımı şaşkın bir şekilde kaldırdım. "Bugün bir kuş kadar özgürüm" diyebildim kendi kendime. Yoğun geçen bir hafta sonrası hiçbir işimin olmamasını fark etmek beni fazlasıyla mutlu etmişti. Başka işlere burnunu sokmak yok diye düşünürken yüzüme yayılan muzip gülümsemeyi engelleyememiştim En azından şimdilik diye aklıma kazıdım bu sözümü. 


    Güneşin ısısı, İngiltere sokaklarını daha yeni yeni ısıtıyordu. Hogwarts'dan mezun olduktan sonra Muggle'lara olan ilgime yönelip tamamen onların yaşadığı mekanlarda takılmaya başlamış ve onların hayat tarzlarını benimsemiştim. Bazen bir cadı olduğumu bile unutuyordum. 


    Hafif esen rüzgar birden bire sıcak bir kahve içme isteğimi cezbetmişti. Gözlerimi şöyle bir etrafa gezdirip benim için en uygun yer neresi diye bakmaya başlarken, dikkatimi siyah bir tabela çekti. Aliane&Bernetta Kafe adlı kafe'yi ilk defa görmüş ama ilginç bir şekilde ismi bana tanıdık gelmişti. Uyuşuk bir tempoda adımlarımı kafeye doğru yönelttim ve kapısını açtım. Kapının üstünde asılı olan minik bir zil, bir kafenin sahibine haber vermişti çoktan. Oldukça sakin bir yere benziyordu. Hiç istifimi bozmadan kendime cam kenarına yakın bir masa seçmiştim. Benden uzakta olan tezgahın arkasından şaşkın bakışlarla bana bakan küçük bir kız belirmişti. Mavi gözleri oldukça derin bakıyordu. Çekiniyor gibi gözüküyordu. En sonunda elinde küçük bir not defteri ve kalemle yanıma gelmişti. Yakasında bulunan Aliane&Bernetta Kafe İşletmecisi yazısı beni oldukça şaşırtmıştı. "Buranın işletmecisi olmak için fazla küçük değil misin sen?" diye sormuştum. Bazı anlarda olayların sonucu asla düşünmeden hareket ederdim. İşte bu yüzden hep başım beladaydı. Kızın ağzı azıcık aralanmıştı. Seni ilgilendirmeyen konularda soru sorma diye kendi kendimi tembilerken, konuyu değiştirmek için uğraşıyordum. "Kahve alabilir miyim acaba?" 

    .







    stay high:
     
    yo yo yo:
     
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     
    basement
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Hogwarts-RPG :: İngiltere :: Aliana & Bernetta Kafe-