Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
ACCIO Hogwarts-Rpg !
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
  • Şifre:

  • HOGWARTS: AÇIK!
    TARİH: ARALIK 1973
    Paylaş | 
     

     Bir Takım Görüşmeler

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    Jollyn Maqe
    Hogwarts Müdiresi
    Ϟ Rp Beğenileri : 67

    avatar
    Hogwarts Müdiresi

    Kişiler: Jollyn Maqe&Valentin Diavol(Zeptor)
    Zaman: Noel'den sonra, okullar açılmadan bir hafta önce
    Kurgu: Zeptor Diavol, Jollyn Maqe'in, Hogwarts'da gerçekleştirdiği Noel partisi etkinliği için davetinin geç gelmesi sebebiyle partiye katılamamıştır ve Jollyn'e büyük bir üzüntü içerisinde olduğunu belirten bir mektup yollayarak özürlerini sunmuştur. Aynı zamanda gönderdiği mektup içerisinde de konuşmak isteğini beyan etmiştir. Jollyn'de Konsey üyesini kırmayarak görüşme talebini kabul ettiğine dair mektup göndermiştir. Kış ayının hafta sonu neşesinde bakalım iki yetişkin neler konuşmak için bir araya geldi.








    *:
     
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Jollyn Maqe
    Hogwarts Müdiresi
    Ϟ Rp Beğenileri : 67

    avatar
    Hogwarts Müdiresi


    Noel gününden bu yana her şey yolunda gidiyordu Jollyn için. Azrael'le yaşadığı bir takım problemler son bulmuş, en azından onun hakkında bazı şeyleri yoluna koyabilmişti. Onun da kendisini sevdiği düşüncesi, yüzünün sürekli olarak gülmesine yardımcı oluyordu. Yıllar sonra aşkına karşılık bulmak kadar mutluluk veren bir şey yoktu. Azrael hakkında birçok şey yazabilir, düşüncelerini durmadan dile getirebilirdi, ama şuan düşünmesi gereken, Noel gününden sonra Konsey üyesi Zeptor Diavol'dan aldığı siyahlar içerisindeki mektupta olmalıydı. Her şeye rağmen işine odaklanmalıydı. Ne de olsa Azrael artık onunla birlikte olacaktı ve müsait olduğu her vakit yanına gidebilir, mutluluğunu karşılıklı olarak gösterebilirdi.

    Aklına gelen düşüncelere kendi kendine kıkırdarken odasında hazırlanıyordu Jollyn. Bay Diavol'dan aldığı mektup onu bir bakıma mutlu etmişti, çünkü davete gelemese de bir özür mektubu yazmak çok ince bir davranıştı Jollyn için. Her ne kadar kendisi, gece yarısından sonra yaşadıkları yüzünden parti ile pek fazla ilgilenememiş olsa da Konsey üyesinin davranışı ona dair bakış açısını yükseltmişti. Bay Diavol'un yaşının da verdiği naifliği kaçınılmazdı. Bununla birlikte ne konuşacağını da merak ediyordu sarışın cadı. Bir bakıma da bu yüzden buluşma talebini geri çevirememişti. Hoş, başka bir şey konuşsa da geri çevirebileceğini ya da görmezden gelebileceğini sanmıyordu. Bu zamana kadar gelen hiçbir daveti geri çevirmemeye özen göstermiş, işi olmadığı sürece gitmeye çalışmıştı. Müdire olduktan sonra bu durum biraz yoğun olmasına sebep olsa da, yine de insanlarla iyi geçinmek hoşuna gidiyordu. Azrael’e bugün için bir görüşmesi olduğunu söylemiş, ayrıntıları sormadan anlatmıştı. Belki, anlatmasına gerek yoktu, ama Jollyn onunla bir şeyler konuşmayı seviyordu. Zaten, anlatmasa da neler olduğunu soracağını biliyordu. Bu durum da neşelenmesine yardımcı oluyordu. Gün içerisinde ne kadar çok Azrael’i düşündüğünü fark etti. Hoş, şu sıralar düşünmediği zamanlar uyuduğu zamanlardı, ama neyse. Kendi kendine güldü. Daha fazla okulda kalırsa geç kalacağını fark etti. Son kez üzerine çeki düzen verdi ve asasını eline alarak odadan cisimlenip kısa sürede Aliana & Bernetta Kafesinin yakınlarında kuytu bir yerde buldu kendisini. Müdire olmanın güzel bir yanının da bu olduğunu düşünüyordu. İstediği yer de istediği büyüyü yapabiliyordu. Kötü bir şey olmadığı sürece kimse karışmıyordu. Bulunduğu yerde bir süre toparlandıktan sonra kalabalığa karıştı. Kafeden birkaç blok ötede kalmıştı. Soğuk hava bir anda içine işlerken montuna sarındı. Kalabalığın içerisinde bir süre daha yürüdükten sonra kafeye ulaşmıştı.  Geç kalmamış olmayı umuyordu. Burayı seviyordu. İngiltere’de olmasına rağmen, kafenin atmosferi insanı Paris’teymiş havası veriyordu ve Jollyn sanki kafasını kaldırdığında Eyfel kulesinin muhteşem ihtişamını görecekti. Ruhuna dolan huzuru karşılayarak birkaç saniye kadar etrafına bakındı. Bay Diavol’un gelmemiş olduğunu fark ettiğinde istemsizce rahat bir nefes aldı. En azından, geç kalmamıştı. Kendisine bakan garsona gülümseyerek karşılık verdi ve kenarda, sakin bir köşeye oturarak beklemeye koyuldu. Üzerindeki ağırlığı çıkartıp rahatlamaya çalıştı. Adamın, kendisiyle ne konuşacağına dair merakı artmaya başlamıştı. Gözlerini dışarıda akmakta olan kalabalığa çevirdi. Bay Diavol’un birazdan geleceğini umuyordu.







    *:
     
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Valentin Diavol
    İksir
    Ϟ Rp Beğenileri : 58

    avatar
    İksir



    Her ne kadar seksen beş yaşına merdiven dayamış, şu sıralar oldukça saygı değer ve fazlasıyla iş yapması beklenen bir büyücü olsa da Zeptor gündüzleri uyanmaktan nefret ediyordu. Bu şimdi kullandığı vücudun genç bir hergeleye ait olmasıyla yada tembel olmasıyla ilgili değildi. İlk gençliğinde de sevmemişti günün aydınlık kısmını, yaşlılığında da, şimdi genç bir bedende geçirdiği ihtiyarlığında da sevmiyordu. İlk başta meraklı gözlerden ve kanunu uygulamak için fazla istekli seherbazlardan uzak kalmak için geceyi gündüz, gündüzü gece gibi kullanma alışkanlığı üstüne yapışmış, yeni bedeninde barda çalışmaya başlaması da bu alışkanlığı pekiştirmişti. Fakat bunların da yanında Zeptor gerçekten gündüzleri yaşamak için yaratılmadığını düşünüyordu. Yada yaşamayacak hale getirilmişti. Sarının normal insanlarda pek bulunamayacak bir tonunda olan gözleri ışığa karşı normal insanlardan daha hassaslardı. Normal bir insanın ideal bulacağı bir aydınlık seviyesi onun için katlanılmaz olabiliyordu. Bütün evlerinde aydınlatma için sadece mum ışığı, çok zorunda kalırsa da meşale kullanması bu yüzdendi zaten her ne kadar demode görünsede. Belki de henüz bir kaç haftalık bir bebekken gerçek babasının yaptığı lanet yada büyünün sonucuydu bu da. İncil'de de böyle bir kısım yok muydu zaten? Lanetlenen soy bir daha güneşin topraklarında yürüyemeyecek, tarzı bir şey olmalıydı. Lilith'i ve vampir çocuklarını kast ediyordu bu pasaj aslında fakat bazı eski lanetleri de içine katmış olabilirdi. Eski insanların az konuş çok kast et tarzı bir anlayışları olduğundan mümkündü oldukça. İçinde olduğu araba şehir merkezine girince kulaklarına çalınan kalabalığın, satıcıların bağırmasının ve arabaların sesi ile gözlerini kırpıştırarak uyku mahmurluğunu üstünden attı Zeptor. Güneşli bir gündü, fakat hava sıcak mıydı soğuk muydu söyleyemiyordu gerçek bedeni an itibari ile hala yatak odasında yatmış halde olduğundan. Katıldığı bütün Konsey toplantılarına rağmen yaşlı halinin bir ilizyonu olan bedeni kontrol etmek... İlginçti. Dışarıdan bakıldığında sarı gözleri dışında gayet normal, biraz büyük burunlu yaşlı bir adam gibiydi Zeptor, konsey üyeleri bile ona tek bir garipseyen bakış atmamışlardı, bu yüzden görüntü olarak mükemmeldi büyü. İlizyon büyülerinde zaten oldukça deneyimli olduğundan bu konuda pek zorlanmamıştı Valentin, yada an itibariyle Zeptor. Büyünün içine konseydeki vampir ve kurt adamı düşünerek kalp atışı, nefes alma ve kanın damarlarda dolaşmasının seslerini de eklemişti, bu nedenle biri gelip kafasını göğsüne koysa kalp atışının sesini duyar, göğsünün nefes alır gibi inip kalktığını hissederdi. Sonradan yine aynı nedenlerle koku detayları da eklemişti, artık ilüzyon bedeni biraz tıraş köpüğü, karanfilli sigara ve mürekkep, çokça pahalı bir erkek parfümü kokuyordu. Büyünün tek eksim kısmı kullanıcının duyduğu eksikliklerdi. Valentin ilüzyon vücudunun gittiği yerlerdeki sıcaklığı hissedemiyor, ortamdaki kokuları alamıyordu. Sadece onun gözlerinden bakmak ve vücudunu kontrol ettirmek büyünün sınırı olmuştu. Bu yüzden ilüzyon olsa da tamamen gerçek gibi görünen beden şehir merkezindeki bir kafenin önünde arabanın arkasından indiğinde burnunda sokağın ve kafeden gelen kahvenin kokusu değil, şu an gerçek bedeninin uzandığı odanın toz, kitap ve ev kokusu vardı.

    Büyünün eksikliği kafasına takılsa da bozuntuya vermeden sokakta durdu Zeptor, sarı gözleri kafenin İngiliz mimarisine pek uymayan binasını inceledi. Kafenin önünde ceplerindeki bozuklukları sayan paryalara, kafenin yanında sırt çantasını yere koymuş içinde bir şeyler arayan öğrenciye baktı kısa bir an. Aklından gazetelerde bir kaç kez hareketli resimlerini gördüğü sarışın kadının yüzünü geçirdi kafeye girdiğinde onu kaçırmamak üzeri. Oldukça ilginç olacaktı hayatı boyunca pek anlamadığı ve onaylamadığı bir kurumun başındaki insanla tanışmak. Arkasında hala peklemekte olan arabanın sürücüsüne arkasını dönmeden eliyle gitmesini işaret etti Zeptor, işi bittiğinde gelmesi için onu arardı. Kafenin telefonu olduğunu tahmin ediyordu. Eğer yoksa şu an evde olan gerçek bedeni ile arar, müdüreye büyü yaptığını söylerdi. İlüzyon bedenin kötü yanlarından biri de büyü yapamamasıydı. İdare ediyordu fakat Valentin yakın zamanda bu ilüzyon büyüsünü geliştirmek için bir şeyler yapmayı planlıyordu. Bütün bir ölü adamın kemiklerini kullanıyordu bu büyü için sonuçta, biraz daha verimli olabilirdi. İç düşüncelerini dışarıdan biraz bile belli etmeden, yüzünde bir gülümsemenin hayaleti ve gözlerinde neşeli bir ışıltı ile kafeden içeri girdi Zeptor sanki etrafında oturan gençlerin şen sohbetleri onu da canlandırmış gibi. İçeri girince köşelerden birinde, kafenin daha sakin bir tarafında oturan sarışın kadını görmesi uzun sürmemişti. Bayan Maqe gerçek hayatta gazetedeki fotoğraflarından daha da mütevazı ve daha da sevimli görünüyordu. Zeptor'un aklına şu on iki belki de on dört yaşından sonra yüzü pek değişmeyen, bir iki çizgi dışında yüz hatları olgunlaşmayan, o yüzden de o zamanların masumiyetini yetişkinliklerine taşıyan insanları getirmişti. İkinci dünya savaşı sırasında öyle insanlardan çok iyi ajanlar çıkarmıştı bir çok devlet. Kadınla göz göze gelince gülümsemesini büyüttü yaşlı adam. Maqe'in dışı içine uyan insanlardan biri olduğunu umuyordu işlerinin iyi gitmesi açısından.

    Heyecanlanmış yaşlıların kullandığı o sık ama küçük adımlı yürüyüşle kadının oturduğu masaya doğru yürüyüp elini sıkmaktansa iki eliyle birden tuttu Zeptor. "Bayan Maqe! Sonunda tanışmamız berhudar etti." dedikten sonra kadının elinin üstünü öptü ve bıraktı. Jollyn'in önündeki boş masaya bakıp "Ah ama içecek bir şeyler bile yok önünüzde. Çok bekletmedim sizi umarım." dedi sarı gözlü yaşlı adam, bir yandan da paltosunu çıkarıyor ve garson görmek için etrafına bakınıyordu.






    Serra psd'si


    yes it hurt when i fell from heaven but that was before i received my throne:
     
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t4032-valentin-zeptor-diavol#60088
     
    Bir Takım Görüşmeler
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Hogwarts-RPG :: İngiltere :: Aliana & Bernetta Kafe-