Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
ACCIO Hogwarts-Rpg !
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
  • Şifre:

  • HOGWARTS: AÇIK!
    TARİH: ARALIK 1973
    Paylaş | 
     

     Doktor, Murdoch ve Kadın

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    düzenlenecektir.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Kedi Byron'un camın iç pervazına zıplamasıyla, arka bacakları ile çarptığı metal tas yere düştü. İplik iplik yağan yağmurun camda çıkardığı sese tecavüz eden de tasın yerde yaklaşık on defa dönerek çıkardığı çirkin gürültü olmuştu. Percy'nin omuzları irkildi ve birkaç saniye uğraşmakta olduğu kaidenin üzerinde kala kaldı. Neyse ki elleri pek titrememişti. Gözlerini devirdi ve derin bir nefes aldı. Belki de iş üzerindeyken pencereleri kapaması gerekiyordu ama nasıl olacaktı ki? Çürük yumurtadan beterdi işinin getirisi. Bu konuyu Murdoch ile istişare edecekti. Adam tam bir zihni sinir. Elbet Percy dükkan dışındayken bulurdu bir yolunu.

    Beden kontrolünü tekrardan eline aldığını hissettiğinde elindeki Liston bıçağı aşağı doğru dikeyledi ve çekmekte olduğu hattı tamamladı. Aort hizasından testise incecik bir çizgi. O kadar ince ki elinle iki ayırmadığın takdirde büsbütün duruyor. Tıpkı gelecek postasının verdiği kes yapıştır kartonlar gibi. Hafifçe gülümsedi. Çocukken çok severdi gazete eklerini ayıklamayı. Kaç yılıydı hatırlamıyordu ama yaklaşık 8 yaşlarındaydı. Gelecek Postası haftasonu ekiyle beraber büyücü kartları dağıtmaya başlamıştı. Dışarda para ile alınan kartlardan epeyce kötüydüler ama akılda kalmışlardı bir şekilde. Tüylere dolanan bıçağı hafifçe zorlayarak çekip çıkardı. Havaya kaldırdı. Alabildiğine dar pencerelerden süzülen gün gri gün ışığı ıslak çeliğin üzerinde bir tür raks etti. Pencereler dardı çünkü burası bir bodrum katıydı. Hani şu üst çerçevesi neredeyse tavana denk olanlardan. Kırçıllı sokak kedileri bile umduklarını bulmak için kaldırım hizasından bir kat aşağıya iniyorlardı. Bu da yetmezmiş gibi ahşap ecza vitrinini camlardan birinin önüne çektirerek küçük mimari bir kaosa sebep olmuştu. "Murdoch!" diye seslendi üst kata. Herhangi bir yanıt alamasa da bir ekleme yapma ihtiyacı duymadı. Kapı açıktı ve Sharik Taksidermi insanın ordan oraya sesini duyurmakta zorlanacağı kadar büyük bir dükkan değildi. Üç katlıydı ve insan içine çıkmaya en uygun olan giriş katı tabi ki müşteriler ile ürünlerin buluştuğu alan olmaya hak kazanmıştı. En alt kat genişti ama feci rutubet alıyordu. Yeni yapılan duvar kağıtları bile kısa sürede sararıyor yetmedi üzerine bir de yeşeriyorlardı. Percy bundan zinhar hoşlanmıyordu. Sahi tez zamanda şu hırdavata da son almış olduğu duvar kağıtlarının ödemesini yapması gerekiyordu.

    En üst kat vardı bir de. Orayı anlatmıyorum. Kat demeye bin şahit.

    Merdivenlerde sergilenen gıcırdayan ahşap konçertosu ve ta da! Murdoch bariton olmaktan çok uzaktaki bet sesiyle Percy'nin kulaklarını terörize ediyor. "Ben de tam sizin yanınıza iniyordum. Yukarıda bir hanı-" Percy kolunda örtü tutan bir garson edasıyla yavaşça Murdoch'a dönmüştü. Bıçak tutan bileğini bir yukarı bir aşağı oynattı. "Ya bu Liston'lar benim bileğimi çok ağrıtıyorlar. Halbuki deneyen herkes çok beğenmişti ama... Bilemedim." İlk önce bıçağa sonra da şaşkınlık içinde kısa boylu çirkin büyücüye baktı. "Sanırım... Benim bileğimi çok acıtıyor." Bu defa bileği ile daire çiziyordu. "Bir hanım sizi sor-" Bir ses, bir sebep duymayı bekler gibi bir hali vardı. Herkesin çok sevdiği yeni model kıkırdak bıçağı ile yıldızı neden barışmamıştı ki? El yatkınlığına ters gelmiş olması gibi basit fakat mantıklı bir sebebi es geçti. "Acaba solaklara göre mi tasarlanmış?" Bu sırada kemikleri, palete sürten dişli bir çark gibi kıtırdadı. Percy bunu derinden hissetmişti ama desibel olarak çok da büyük bir etkisi olmamıştı. Yine de heyecan içinde öbür eliyle bıçak tutan bileğini işaret etti. "Bak! Sen de duydun mu? Acaba şu 19,5'cmlik Catlin'lerden mi alsak? Onların bileyli kısımları daha yatay oluyor." Nahoş Liston'u kirli bıçakları koyduğu lavabonun içine fırlattı. Ampütasyonuna başladığı akbabayla ilgilenmeye ahşap saplı emektar rezeksiyon bıçağı ile devam edecekti. "En son distribütör ile konuştuğumda Catlin'lerden kalmamıştı Bay Sharikov ama tekrardan iletişime geçeceğim. Bu arada bir hanım sizi soruyor." Soluk benizli büyücü bir yandan deri bıçak kutusunu karıştırıyordu. "Ne diye?" Ona kalsa kim o yukarıdaki bebekleri dolduran sanatçı ile tanışmak istemezdi ki? Ama yıllardır kimseden böyle bir talep gelmediği için çok olası bulduğu bu durumu bile tuhaf karşılamıştı. "Sizin hakkınızda birşey sormuyor. Sizi soruyor. Burada mısınız diye. Şu anda yukarıda yani." Aradığı parçaya ulaşan Percy deri kutuyu kapatırken aydınlanmış bir ifadeyle bakışlarını Murdoch'a çevirdi. "Haaa!" Akbaba leşinin yanındaki yerini aldı ve rezeksiyon bıçağı ile hayvanın göğsünü yavaşça dürttü. Zavallının etleri az önce çizmiş olduğu hat doğrultusunda ikiye ayrılıverdi. Percy başını aniden müthiş bir dalgınlığın içinden kaldırdı ve "E neden yukarıda bekletiyoruz o zaman?" diye sordu. Murdoch mahçup bir edayla taksidermi masasını gösterdi. "Ay doğru. Ben yukarıya çıkayım. Değil mi?" Parmağı ile üst katı işaret etti.

    "Yani..." dedi ufak tefek büyücü, iyi olur anlamına gelen bir edayla. Elini ve yüzünü beklediğinden çok daha soğuk akan suyla -bu dükkana verdiği paraya acıdığı oluyordu- yıkadıktan sonra önlüğünü tabureye fırlattı. Yukarı çıktığında epeyce hoş bir hanım maun resepsiyon masasının ardında etrafı süzüyordu. Diagon Yolundan gelen solgun ışık kadının kuzguni saçlarına vuruyor, alt kattan gelen birinin sadece silüetini görebilmesine sebep oluyordu. "Merhaba. Hoşgeldiniz." dedi Percy buz tutmuş ellerini içten bir gülümseme eşliğinde kadına sunarken.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    Diagon Yolu boyunca ilerlerlen asasındaki tılsımın kendisini yönlendirmesine güveniyor, bunca yıldır geçtiği bu sokaklarda bilmediği bir yere gidiyor olmanın verdiği güvensizliği umursamadan işini bitirip gidebilmeyi umuyordu. Bu adam kendisine yardımcı olabilse iyi olurdu, zira Lux'ın bir çeşit tuhaf hayvan cinsini aramaktan daha önemli işleri vardı. Yani aslında yoktu, çünkü işi buydu, ama vardı da işte. 

    Birkaç gün önce kendisini ziyaret eden bir şey ajanı tarafından, kimin kime çalıştığını ya da bunun kendisini ilgilendirdiğini söyleyemeyecekti çünkü pek umrunda değildi, önemli bir görev adı ile hiç tanımadığı bir başka belli ki rütbeli kişinin ayağına çağırılmış, bu pek yüce kişi tarafından da bir görevle kutsanmıştı. Bunca yıllık mesleki çevresi hala kendisinin taraflarla işi olmadığını anlayamamış olacak, bu yeni ve varlıklı kişi önemli bir miktar galleonu anlaşmaya sürene kadar Lux anlatılanları pek dinlememişti. Ciddiyetsizliğinden değil, parayı duyana kadar kabul etmeyi düşünmemişti sadece. Şimdi ise Damien'ın bulduğu saçma sapan bir adrese ilerlerken önceliklerinde düzenlemeler yapması gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Sihir Bakanlığı tarafından ticareti yasaklanmış, denetim altına alınmış ve kalan son örnekleri de toplatılmış, eğitimi ve evcilleştirilmesi imkansız ilan edilmiş bir tür kedi aramaktan gerçekten çok sıkılmıştı çünkü. İşin detaylarını dinlemiş olsaydı, belki biraz da kibirden uzak bir kişiliğe sahip olsaydı kabul etmeyebilirdi. Belki... Şimdi ise yağmurun altında, günün anlamsız bir saatinde kendi kendine evinde geçirebileceği bir zamanı bağlantıları tarafından biraz tuhaf olarak nitelendirilmiş bir adamın ölü hayvanlarla içli dışlı olduğu ve kim bilir başka neler yaptığı dükkanını aramakla harcıyordu. Ölü hayvan koleksiyoncusunun tuhaf olmaması şaşırtıcı olurdu gerçi.
    En sonunda asasının ucunda parlayan tılsım titreyerek kendisini bir girişe yönlendirdiğinde Lux önünde durduğu binayı süzdü. Bir binanın dışına bakarak içini de yargılayabileceği o değerli anlardan biriyle karşı karşıyaydı Lux. İç çekerek asasını kaldırıp dokunmadan bile nemli görünen kapıyı iterken bir an ne görmesi gerektiğini bilememişti. 
    Onlarca ölü hayvan ölü olduklarından haberleri yokmuş gibi Lux'a bakarken, tamam belki de abartıyordu, kadın tatsızlığın yeni bir şekliyle yüzyüze, küçücük alanda mekanın boyutlarına uygun olması için işe alınmış gibi görünen adama yaklaştı. Belki de ölü hayvanlar insanların olduklarından küçük görünmelerine neden oluyordu, ancak alçak tavanlı ve her boşluğu doldurulmuş bu mekanın içinde birinin kaybolması zor olmamalıydı.
    "Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim?"
    "Merhaba, bay Percy" asasını tutan elinin içinde buruşturulmuş kağıda baktı "Shakirov'u arıyordum."
    Karşısındaki adam nefesinin arasından telafuzunu düzeltmiş, daha sonra da ne için bay Sharikov'u aradığını sormuştu. Lux adamı süzerken, belli ki karşısındaki bay Sharikov değil, randevu alması gerekip gerekmediğini düşündü bir an için. Ölü hayvanlarla uğraşan bir adam ne kadar meşgul olabilirdi ki? Gerçi belki ölü hayvanları yakalıyordu da, o zaman iş değişirdi işte.
    "Kendisinin bazı nadir bulunan hayvan cesetlerine sahip olduğunu duydum da-"
    Adam patronunun ceset dememesini rica ettiğinde Lux onaylayacaktı ki nereden geldiğini bilmediği bir ses yükseldi. Belli ki adı Murdoch olan muhatabı bir an refleksle omzunun gerisine bakıvermiş, Lux'ın az önce başladığı cümlesini tamamlamasına gerek bile kalmadan biraz beklemesini rica etmiş ve küçük adımlarla Lux'ın orada olduğunu bile farketmediği bir aralıktan geçivermişti. 
    Bir anda yalnız bırakılınca her bilmediği ortamda kalıp ne yapacağını bilemeyen insan gibi etrafı dolanmaya başladı. Bir yerlerden uğultular geliyordu, Lux görmeye geldiği adamın ne yapmakta olduğunu ve neyi böldüğünü merak etmişti işte. Sahi, bir insan böyle bir hobiye nasıl başlardı? 
    Doldurulmuş bir okaminin yanından geçip sıradan bir köpekle bakıştı, ya da kendisi köpeğin bir zamanlar ölmeden önce baktığı noktada duruyordu. Sihirli yaratıklarla sıradan hayvanların yanyana, hiçbir düzene ait değilmiş gibi sergilendiği bu acayip mekanda dolanırken buranın düzenli müşterileri olup olmadığını merak ediyordu. Düzenli olarak doldurulmuş hayvan satın alacak kadar sıkıldığı bir gün gelir miydi acaba?
    Başlangıç noktasına geri dönmüş, masanın arkasındaki duvara asılmış baykuşları incelerken duyduğu giderek belirginleşen boğuk ayak sesleri ile kendisinden rahatlıkla on beş santim uzun olan adamın gölgelerin arasından belirmesine döndü. Percy Sharikov buydu demek. Kendisine nezaketle uzatılan buz gibi eli, ki görüntüsünün solgunluğuyla ilginç bir uyum içindeydi, sıkarken mecburi bir gülümsemeyle adamı selamladı.
    "Merhaba, Sharikov değil mi?"
    Karşısındaki adam aynı içten ifadeyi koruyarak onayladığında Lux da boş nezaketlerle uzatılmış tanışma merasimlerini sevmediğinden ve burası ne kadar tuhaf olursa olsun bir işyeri sayılacağından konuya girdi.
    "Oldukça nadir bulunan bir sihirli yaratık örneğini arıyordum Bay Sharikov, kaynaklarım konu ile ilgili ulaşabileceğim en güvenilir ve zengin kaynağın sizde olduğu sonucuna ulaşmama neden oldu."
    Adam kendisini doğrulayarak ne aradığını sorunca Lux en azından aynı doğrudanlığa sahip biri ile karşı karşıya olduğunu düşünmeden edememişti. Tamam işi biraz tuhaftı, ancak adamın henüz bir tuhaflığını görmemişti. 
    "Bir ihtimal, elinizde nundu örneği bulunur mu acaba?"
    Lux karşısındaki gözlerin omzunun üstünden, saçlarında bir yere takılıp kaldığını görünce bir an kıpırdandı. İfadesizce, gerçi ifadesiz diyemezdi hala aynı nazik ama takılı kalmış gülümseme vardı adamın suratında, kendisine bakmaya devam edildiğinde ise açıklama gereği hissetti.
    "Hani şu, kedi soyundan gibi, büyük leopar var ya-" 
    Lux ellerini saçma sapan ölçülerde açar, aradığı devasa leoparı sanki kollarını daha büyük açarak adamın anlamasını sağlayabilecekmiş gibi kendini anlatmaya çalışırken adam bir anda tekrar kendisine dönmüştü.
    "Pardon, pardon, ne arıyorum demiştiniz?"
    Dinlenmediğini fark ettiğinde göz devirmek istese de bu adamın yardım edebilmesine ihtiyacı var, tekrarladı.
    "Nundu."
    "Aaaah, kuyrukları çok güzel olur."
    "Yani, sanırım?"
    Adam kendi kendine nunduların kürkleri hakkında bir şeyler mırıldanmaya başladığında Lux sesini hafifçe yükselterek sorusunu yineledi.
    "Yardımcı olabilecek misiniz?"
    "Hm, neye?"
    "Nundu için."
    "Nundunuz mu var?"
    "Hayır?"
    "Yardıma ihtiyacı olan bir nundu mu var?"
    "Hayır?"
    "Ah, iyi, çünkü ben tedavilerinden pek anlamıyorum da."
    Lux görebildiğini söylemek ister, etrafındaki tüm ölü hayvanların bunun kanıtı olduğunu bilirken adamın dalgınlığına bakılırsa bu işin sandığı kadar hızlı sonuçlanmayacağının farkında, tekrar sordu.
    "Sizde var mı?"
    "Ne var mı?"
    İç çekti. Tuhafla ne kast edildiği belli olmuştu. 







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Kadın ender bulunan bir hayvandan bahsederken suretini gizleyen ışık hüzmeleri yeni yeni dağılmaya başlamıştı. Ender mi? Daha ziyade yasak diyordu galiba. Konuşmanın orasını kaçırmıştı. Kemikli ellerini önünde birleştirmiş bir kadına bir de dükkanın ön cephesindeki camın önünden gelip geçen insanlara bakıyordu. Merlin aşkına dükkanın içindeyken bile dış etkenlerden kaçınmak ne zor! Bakışlarını tekrardan kadına döndürdüğünde kadın iki elini yana açmış büyük birşeyi ifade etmeye çalışarak müstechen bir betimleme yapıyordu. Bu durum üzerine şaşkınlığına hakim olamayan Percy neden bahsettikleri konusunda biraz daha spesifik olmaya karar verdi. "Pardon, ne arıyorum demiştiniz?" Soluk benizli büyücünün dalgınlığını kanıksayan Murdoch ve adını bilmediği kadın aynı anda "Nundu" demişlerdi. Haaa desenize canım dercesine ağzını açtı ve başını bir aşağı bir yukarı salladı. "Kuyrukları güzel olur." Elbette nundular genel olarak güzel hayvanlardı ama kuyrukları birçok yanık merheminin yapımında kullanılıyordu. Üstelik bunlar o sizin aktardan aldığınız ucuz yanık kremleri de değildi. Hakiki 1. derece hastaların üzerinde kullanılan doku yenileyiciler. Bu yüzden nundular üzerinde yapılan medikal deneyler epey zorlu oluyordu. Öldükten üç gün sonraya kadar doku yenileyebiliyordu keratalar. 1962 senesinde gitmiş olduğu bir anatomi seminerini anımsadı. Profesör Spanner'ın seminerin ilk yarısını sadece hayvanın diz kapağını açmakla geçirmiş oluşu epey ilgisini çekmişti. Kadın kendisine yardım edip edemeyeceğini sorduğunda Percy, kuzguni cadının nundulardan sonra başka birşey diyip demediği konusunda şüpheye düşmüştü. "Neye?" dedi mağrur bir ses tonuyla. "Nundu için." Heyecan içinde gülümsedi. "Nundunuz mu var?" Kelimeler ağzından çıkar çıkmaz Murdoch'un anca beline gelen dirseğinin kendisini dürttüğünü hissetti. Meğer kadının nundusu yokmuş. İyi de böyle bir cadı başka neden nundulardan anlayan birini arasındı ki? "Yardıma ihtiyacı olan bir nundu mu var?" Ellerini iki yana açarak Murdoch'a yardım dilenen bir bakış attı. Hayır, anlamadığı birşey varsa -ki olabilir her insan birşeyleri anlamazdı, doktora mezunu bir büyücü bile- açıklaması herkes adına daha sağlıklı olacaktı. Yardıma ihtiyacı olan bir hayvan da yokmuş. Gülümseyerk kadına döndü. "Ah, iyi, çünkü ben tedavilerinden pek anlamıyorum da." Rahatlamıştı zira teklif yapılacak ödeme uçuk bir rakam değilse o hayvanla ilgilenmek tamamen zaman kaybıydı. Percy bu ekonomide kimsenin bir pataloğa nundu teşrihi için sağlam kapik teklif edeceğini sanmıyordu. Bu işler böyleydi. Baştaki adam her zaman aynı kazanırdı bu yüzden ekonomi kötüleştikçe kendine ayırabileceği payı arttırmak için taze bir bahanenin türemesinin sevincini yaşardı.

    "Sizde var mı?" Percy şaşkınlık içinde yanıtladı. "Ne var mı?" İstemeden de olsa yüzüne hafif alaycı bir gülüş kondurmuştu. "Nundu mu?" Kemikli ellerini iki yana kaldırdı ve dükkanı gösterdi. Bir yandan karşısındakini kırmak ya da aşağılamak istemiyordu ama soru o kadar aptalca gelmişti ki algılamakta güçlük çekmişti. "Yani dükkanı görüyorsunuz... Siz daha önce hiç- Yani şöyle sorayım. Kaç kiloluk bir hayvanı aradığınızdan haberiniz var mı?" Kadın sorunun cevabını mirket postürlerinde bulabilecekmişçesine etrafına bakındı ve olumlu bir yanıt verdi. Nitekim Percy kadının sesindeki tereddütü sezmişti. "Belki de muhattabınız olan arkadaşlar sizi yanlış yönlendirmişlerdir. Sorma sebebim... Yani bir nundu bedeni arıyorsunuz değil mi? Saat dükkanının önünde duran kadına bakın. Şu yanında ekoseli pazar arabası taşıyan." Parmağı ile sokağın karşısını işaret etti. "O hanımefendi gelip de nundu sormaz. Yani eşinin ölen köpeğini doldurmamı isteyebilir veya küçük bir kuş koleksiyonuna sahip de olabilir. Ama nundu sormaz. Demek istediğimi anladınız mı?" Kadın denileni anlamış görünüyordu ama Percy işi şansa bırakmayıp konuyu biraz daha açıklığa kavuşturmak istedi. "Yani işi her kimden alıyorsanız -çünkü belli ki bunu kendiniz için istemiyorsunuz- bütçenize yüklü bir nakliyat parası yazmanız icap ederdi. Bu durumda almış olduğunuz ödemenin içinden nakliye parasını çıkarmanız gerekecek. Yani nakliyeyi cebinizden ödemiş olacaksınız. Yani aslında sizi teklif etmiş olduklarından düşük bir paraya çalıştırmış olacaklar."









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    Lux adamın dalgınlığının nedenini merak etmeye bile vakit bulamadan Percy yine kendini toplamış, hatta az önceki dağınıklığının aksine merceğini karıncaya doğrultmuş bir çocuk gibi tüm dikkatini Lux'ın nundu aramasına yöneltmişti. Halinde yine bir çocuk dağınıklığı vardı gerçi ama en azından bu sefer tek bir şey düşünüyor gibi görünüyordu. Hiç yoktan iyidir. Mi? Çünkü Lux haddi olmayan şeylere burnunu sokan insanlara pek tahammül edemiyordu ve adam konuyu eşelemeye meraklı görünüyordu. Nundu görmemiş olabilirdi ama birkaç dakika önce yaptığı saçma geniş açılı ufak pandomimden bir oda büyüklüğünde bir şey aradığını bildiğini gösterebildiğine emindi. Belki de adam o esnada kendisine bakmadığı için algılayamamıştı. 

    Percy ölü hayvanlarını saklamak isteyen anlamsız duygusal eşlerden, ölü köpekler ve kuşlardan bahsederken Lux o kadar da çıldırmadığına memnun, bunu dile getirerek adamın müşteri kitlesini aşağılamasa da karşısındakinin tiradını bitirmesini bekledi. 
    Percy'nin nunduyu kendisi için aramadığı yorumu oldukça makul, hatta bu histeri krizine girmenin eşiğindeymiş gibi ara ara sağa sola kayan bakışlarından beklenmeyecek kadar mantılı yorumunu bu saçma hayvanın kargosuna geldiğinde Lux bu büyücünün tılsımlar hakkında fikri olup olmadığını düşünüyordu. Bir tılsımla küçültülemeyecek bir şeyle karşılaşmamıştı daha önce. Gerçi bu hayvanın derisinden büyülerin sektiğine ve sersemletilmesinin zorluğuna dair bir şey okumuştu daha önce -yani tam olarak buraya gelmek için yola çıkmasından birkaç saat önce- sonuçta hayvanın ölüsünü alacaktı. Sonuçta tılsımla da olsa pamukla da olsa içi doldurulmuş bir hayvan artık canlı olmadığından bir çeşit nesne sayılırdı. Eh, bu da tılsımların kullanılabileceğine dair bir güvence sayılırdı Lux için. İşe yaramazsa da bir şekilde paranın üstünü isterdi işte. Hem ona neydi ki? Altı üstü ölü hayvan verecekti işte. Var mı yok mu söylese yeterdi, neden bu kadar uzatmıştı? Sanki parayı kırışacaklardı da derdine düşmüştü. 
    "Bak-" dedi adamın sözünü keserek. "ne yaptığım ve neden yaptığım, ya da kime yaptığım konumuz değil. Gerçekten durup tavsiye dinlemektense elinde bir nundu olup olmadığını öğrenebilirsem bu konuşma ikimiz için de daha fazla uzamamış olur."
    Percy'nin suratındaki eğlenirmiş gibi duran ifade Lux'ın artık iyice sinirlerini bozarken adamın kapalı dudaklarından bir onaylama sesi yükselince iç çekerek sorusunu yeniledi. Gerçekten, çocuk baksa daha kolay olacaktı. 
    "Ee sonuç? Elinde nundu var mı, yok mu?"
    Tekrar ne var mı diye sorulmaması için bu sefer soruyu yeterince açmış, yetmesini umuyordu. 







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Kadının kendisine çemkirmesini ellerini önünde kavuşturmuş bir vaziyette dinledi. Belli ki Murdoch'da kadınla aynı şekilde düşünüyordu, her halinden belli. Öğrenmeye bu kadar pencerelerini kapatmış olan insanları kendini bildi bileli anlayamayan Percy okuduğu binaya pek yakıştığını düşünüyordu. "Ee, sonuç? Elinde var mı, yok mu?" Hali hazırda ince olan dudakları ile öyle bir hareket yaptı ki sanki dile gelmiş bir balgam ile konuşuyordu. "Kim olduğunuz ya da kime çalıştığınız beni en ufak enterese etseydi şu anda bu konuşmayı yapıyor olmazdık. Zira öyle bir durumda müşterilerimi daha üst tabakadan seçerdim. Etrafınızda gördüğünüz hayvanlara ne kadar teklif ediyorlar, haberiniz var mı?" Yavaş yavaş resepsiyonun arkasında doğru yürürken upuzun boyu ve incecik bedeniyle tek kişilik bir cenaze alayını andırıyordu. Kalın bir telefon defteri çıkardı ve sayfaları bir bir çevirmeye koyuldu. "Hem beraber çalışacaksak aldığım ücretin karşılığında tam bir hizmet vermek isterim." Bir bakalım eski sihirli yaratıkların bakımı profesörü Leander Barkridge, Maleficum hayvanat bahçesinin sahibi Rainer Quinn, meşhur koleksiyoner Lucian Dred'in eşi Medea Dred... Yanılmıyorsa bu sırada kadın elinde nundu olup olmadığını bir kere daha sormuştu. "Yok." dedi kadının suratına dahi bakmadan. Deve derisi üzerine kazınmış birbiri ardına dizili rakamların ardında kaybolmuştu. "Ama bulmam sizin bulmanızdan daha kolay olur." Eli ile kadına oturmasını işaret etti fakat kadının etrafında herhangi bir tabure olmadığını fark etti. Bir saniyeliğine bakışlarını Murdoch'a çevirdi. Neyse ki Murdoch "Herşeyi illa dile getirmem mi lazım?" demeye fırsat vermeden durumu anlamış tilki derilerinin altında kalan tabureyi kadının altına sürüklemişti. "Birşeyler içer miydiniz? Dolapta nefis üzüm şurubumuz var. " Üzüm şurubu mu? Ah tabi ya. Sanki daha önce biri ona bağlarından bir şişe şurup göndereceğini söylemişti. Ama kimdi bu dost kişilik. İşini yarıda bıraktığını fark etmeksizin sayfaları geri geri çevirmeye başladı. Bir kalp ve damar hastalıkları seminerinde Mamilla şarapevinin sahibi ile tanışmıştı. Acaba onlar mıydı bu tatlı jestin sahipleri? Her kimse teşekkür etmek icap ederdi çünkü. Alelacele rehberde M harfini aramaya koyuldu.









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    Olayların gidişatını takip etmesine yetecek kadar mantıklı bir şey yaşanmadığından tepki veremeden ağzı aralık, adamın tepkisini izlerken ne dese bilemediği saçma sapan bir an oluyordu. Ne demek beraber çalışmak?

    "Ne demek beraber çalışmak?"
    Lux düşüncelerini seslere dökerken, Percy belli ki kendisini dinlemeyerek ücretten falan bahsetmeye başlayınca hiçbir şey ödemeyeceğini falan bağırarak bu anlamsız hayvan mezarlığından çıkmak istemişti. Ancak bunca yıldır benzeri işlerle uğraştığı düşünüldüğünde, bu işin o kadar da kestirip atılamayacağının da farkındaydı ve belli ki, bu aşırı gelişmiş çocuk dikkatine sahip adama bir parça muhtaçtı. Kendisi için getirilen tabureye çökerken Murdoch'a gülümsedi, hayatını Percy ile geçiriyorsa biraz nezakete ihtiyacı olmalıydı.
    "Ne istiyorsun?"
    Percy her ne ile uğraşıyorsa ondan başını kaldırmadan ağır ağır ne sorduğunu anlamadığını belirttiğinde Lux dikkati dağınıkken her sözcüğü ilk kez keşfediyor ve ağızda nasıl oluşacağını tam olarak bilemiyormuş gibi konuşan bu adama olan sabrının tükeneceği anı hevesle beklemeye başlamıştı.
    "Nundu için. Bulabileceğini söyledin ve ücretten bahsettin. Ne istiyorsun?"
    Önüne bir kadehte üzüm şurubu sunulduğunda Percy'nin de elinde bir kartla kendisine dönmesi ve Murdoch'un elindeki tepsideki diğer kadehe uzanması çok zaman almamıştı. Adam aldığı yudumla keyifli bir ses çıkarttığında Lux onun şimdi de üzüm şurubunun üretim süreçlerinden bahsetmeye başlamamasını diliyordu. 








    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Nitekim zikredilmesini beklediği soru gelmişti. Dudaklarını içe kıvırdı ve gözlerini küf tutmuş duvarlar ve parlatılmış azı dişleri arasında gezdirdi. Murdoch'un kendisine uzattığı şarabı birkaç saniye geç fark etmiş olsa da bu Percy için yeterince milimetrik bir farktı. Teşekkür etti ve kemikli parmaklarıyla kadehi sardı. Gerçekten de adamın bahsettiği kadar vardı. Ama hangi adamın? Ah, Merlin aşkına dönüp dolaşıp yine aynı konuya gelmişti. Kadına doğru birkaç adım attı. Ne kadar zayıfsa ahşaplardan o kadar az ses çıkmıştı. Dudaklarını bir defa daha kadehine götürdü. "Ah! Murdoch buldum. Staudenmaier şarapevi!" Tıfıl büyücünün yüzünde Percy'ninkine benzer bir aydınlanma ifadesi oluştu. Belli ki ikilinin gündemini günlerce işgal eden bir husus olmuştu. "Biliyor musunuz?" dedi taburede bacak bacak üstüne attığı için epey garip görünen kadına. "Bu şerbet Gewürztraminer üzümünden yapıldı. Almayadan başka hiçbir yerde yetişmiyor ve bilin bakalım ne demek?" Şimdi tuhaf ikili gözlerini kadına dikmiş yanıtı ile herşeyden fazla ilgilenir olmuşlardı. Kadının bilmediğini söylemesi üzerine Percy ona şerbetten bir yudum daha almasını söyledi. Anlaşılan güzellik ile damak tadı paralel gitmiyordu. "Baharat üzümü. Şarabı yapıldığında %13'e kadar alkol elde ediyorlar bundan." Percy gülümsedi ama bu tatlı gülümseme zifiri bir sessizlik anına denk gelmişti. Ne yapacağını bilemedim ama hemen suratının şeklini değiştirmek de istememişti. Kendi kendine sırıtan bir deli gibi görünüyordu şimdi. Şekil değiştirmek için öksürüğü bahane etti. Biraz daha ciddi bir ifadeye bürünebilmişti. "Nundu ile işiniz bittikten sonra bana hipofiz bezini getirebilir misiniz?"









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı


    Bu adamın tuhaf tavrını okumak ilginç biçimde kolay denebilirdi, zira tam da beklediği gibi şaraplarla ilgili uzun bir konuşmanın ortasında kalmıştı. İç çekerek küçücük alanı çeviren minik pencereden baktığında yağmurun giderek durulduğunu görünce bir süre adamın şarap konuşmasından kendini soyutlayıp yağmuru izledi. Arada kendisine soru yöneltildiğini fark edince Percy'i tek sözcükle yanıtlaması adamın devam etmesine yetmişti. Ta ki kendisinden bir şey istenene kadar.
    "Hipofiz bezi?"
    Percy onaylayıp, Nunduların hipofiz bezlerinin faydaları ve bir takım diğer şeylerden bahsetmeye başlamıştı.
    "Canlı mı yakalayacaksın?"
    "Zaten hipofiz bezleri bu yüzden çok- hm? Eh, evet elbette."
    "Sen mi?"
    Lux tutamadığı soruyla adamı bir an kırdığını düşünse de Percy kafasından bazı hesaplamalar yapıyor gibi görünmüş, bir süre sessizliğinde kendi kendine kıpırdattığı dudaklarından bir ses çıkmamış, en sonunda da bir anda şeker verilmiş bir çocuk gibi gülümseyerek yeniden dikkatini toplamıştı.
    "Haklısın! O zaman sen de yardım etmelisin, daha önce hiç nundu yakaladın mı?"
    Lux bu absürd soruya yanıt vermeye tenezzül bile etmediğinde Percy bir nundu yakalamanın zorlukları hakkında konuşmaya başlayacak gibi olunca Lux buraya gelmek dahil bugünü oluşturan her karardan biraz daha pişman olarak ona izin vermeyip söze girdi.
    "Bak, gerçekten yardım edebilirsen memnun olacağım, ve ödeme istiyorsan o da kabul, ama ben sana daha yakalanmamış bir nundunun hipofiz bezinin sözünü veremem, anlıyor musun?"
    Percy anlıyormuş gibi durmasa da hevesle başını sallayıp yeniden hipofiz bezlerinden bahsetmeye başladığında Lux da iç çekerek gözlerini kapattı ve adamın söylediklerinin bitmesini bekledi.
     







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    "Hipofiz bezi?" Bu kadar şaşırtıcı olan da neydi acaba. Percy başını bir aşağı bir yukarı salladı kadının şerbetini yenilerken. "Beynin ön arka kısmında tam gözlerin arkasında yer alıyor." Parmakları ile gözlerinin altından bir hat çekti. Böylesine muhteşem birşeyi nasıl betimleyebilirdi ki? "Ebatı bir bezelye tanesi kadar ama vücuttaki tüm bezlerin bağlı olduğu ana bez olarak geçiyor. Tıpkı... Tıpkı bir senaryo gibi. Aslında herşey ona bağlı ama kimse senaristin kim olduğu ile pek ilgilenmiyor. Zaten hipofiz bezleri bu yüzden çok-" Kadının lafını bölmesi üzerine nahoş bir bakış attı. Ne demişler, cehalet gönüllü talihsizliktir. "Elbette." Başka ne yapabilirlerdi ki zaten? Hali hazırda ruhtan ayrılmış bir bedeni çürümeden hedefe nakletme gibi bir seçenek yoktu en nihayetinde. "Mumyalamak vakit kaybettirir."

    "Sen mi?" Yorgun büyücü bu soruyu gülerek karşıladı. Kadının adının ne olduğunu sormayı akıl etmiş lakin aynı aklın ürünü olarak hiç merak etmemiş gibi davranmayı tercih etmişti. Gözleri bir zümrüdün yüzeyinden daha parlaktı ve incecik bacaklarına geçirdiği botlar bir çeşit prangayı andırıyorlardı. "Tek başıma yakalamam mümkün değil. Belki de sen yardım edersin? Daha önce hiç nundu yakaladın mı?" Kadının yüzü öyle belli belirsiz buruştu ki elmacık kemikleri gözlerine neredeyse siper oldu. Şaka yapmak istemişti ama anlaşıldığına dair herhangi bir sinyal alamamıştı. Tıpkı kapının yanında yer alan, şemsiyelik haline getirdiği vaşak yavrusu gibi. "Bak, gerçekten yardım edebilirsen memnun olacağım, ve ödeme istiyorsan o da kabul, ama ben sana daha yakalanmamış bir nundunun hipofiz bezinin sözünü veremem, anlıyor musun?" Percy pazarlık konusunda her zaman iyi olmuştu çünkü genelde kaybedecek pek birşeyi olmazdı. Odanın içinde yavaşça seyirtti ve bir ayı postürüne yaslandı. "Nundu bedeni istiyorsanız sizin için bulabilirim ama vaadim bunun kolay olacağı anlamına gelmiyor. Çöpe atmayı göze aldığım zamanımın karşılığını almak isterim. Şaka bir kenara tabi ki nunduyu ben yakalamayacağım. Sihirli hayvan avı çok ciddi bir bilgi birikimi istiyor ve bu benim uzmanlık alanım değil. Nitekim birilerine yakalatmam gerekiyor öyle değil mi? Tek ricam hipofiz bezi. Size nunduyu getirmezsem bana getirecek bir hipofiz beziniz olmaz. Bu durum anlaşmayı organik olarak bozuyor zaten. Söz verememeniz için bir sebep göremiyorum anlayacağınız."









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
     
    Doktor, Murdoch ve Kadın
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Hogwarts-RPG :: Sharikov Taksidermi-