Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
ACCIO Hogwarts-Rpg !
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
  • Şifre:

  • HOGWARTS: AÇIK!
    TARİH: ARALIK 1973
    Paylaş | 
     

     Yeni bir metin

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı
    mihi.







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    “Merhaba Murdoch, Percy burada mı?”
    İçeri girdiğinde teklemese de arkasındaki Alex’in bir an dikkatinin dağıldığını aralarına giren mesafeden anlayabiliyordu. Dünyasının iki farklı parçasını bir kesişme noktasında birleştirecek olmaktan pek rahatsız değildi, zira konu iş bağlantıları olunca hep beklenmedik insanları beklenmedik ortamlarda denk getirir olmuştu. Şimdi de Percy’nin kapısını bir adım arkasında Alex’le çalarken Percy’nin yine bir sorun olmamasını dilemekten başka seçeneği yoktu.
    Alex’le Kartal Yuvası denen Afrika’daki çukurdan döndükten sonra oldukça tartışmayla dolu sancılı bir süreçten geçtiklerinden bir süredir ortak bir şey yapmıyorlardı. Zaten Lux’ın kıymaya dönmüş vücudunun toparlanması da zaman almıştı ve bu sürede ufak ve tehlikesiz işlerle oyalanmıştı. Yine aynı sürecin bir kısmında Percy kendisine oldukça ilgili davranmış, ve takdiri hak eden bir biçimde içinde bulunduğu durumu sorgulamamıştı. Felix’ten öğrendiklerine dayanarak hastanede de kendisini ziyarete gelen Percy’nin konuya dair parça parça bilgilere sahip olduğunu biliyordu, Damien sağolsun öfkesiyle araya bir şeyler saçmıştı. Eh, Lux da Percy’nin zekasının işleyişine defalarca şahit olduğundan adamın kendince bir sonuca ulaştığını ve bu nedenle kendisine şimdilik bir şeyler sormamayı yeğlediğini düşünüyordu. Gerekçesi ne olursa olsun sorgulanmamaktan memnundu. Şimdi ikisinin tanışacak olması ise geçirdiği talihsiz yaralanmadan bağımsızdı.
    Bir gece önce Alex yine eve gelmiş, kendisinden bir yardım istemişti. Yine bir çeviri işi…
    “Bakanlığın bir süredir koruma altında bulundurduğu önemli bir diplomatın oğlunun cesedini bulduk.”
    Lux oturduğu yerden kaşını kaldırmak ve ilgisizce Alex’in ne istediğini söylemesini beklemek dışında tepki vermemişti. Mutfaktan kendisine içki alan adam bulunduğu koltuğa geri gelmiş, uzattığı ayaklarını çekerek koltukta kendisine yer açmış ve devam etmişti.
    “Olayı çözmeden kendisine bilgi vermiyoruz. Resmi kayıtlara göre çocuk hala bulunmadı.”
    “Ve benim ne yapmamı istiyorsun? Cesedi yok etmemi isteyeceksen-”
    “Hayır hayır! Senden öyle bir şey ister miyim Lux, hayır.”
    “E o zaman-”
    “Cesedin üstünde bir not bulduk, ancak metnin dilini dahi bilmiyoruz değil ki içeriğini çözelim.”
    “Koskoca Bakanlık bünyesinde bir tane bile çevirmen bulamıyoruz dersen gülerim Alex.”
    “Bütün Bakanlık bünyesine haber veremiyoruz Lux, takdir edersin ki gizli tutulması gereken bir mevzu ve-”
    “Ve sen de Bakanlık çalışanları yerine bana güveniyorsun?”
    Alex bir an duraksasa da omuz silkip öyle olduğunu söylemişti.
    “Bir suçluya kendi çalışanlarından daha çok güvenmek, Çaylak, kendine saygını ne zaman tamamen yok edeceğiz merak ediyorum.”
    Alex’in surat ifadesi kasıldığında Lux bunun kendisini suçlu olarak sınıflandırmasıyla ilgili olduğunu bilse de umursamamıştı. Alex kendisine minik bir masal kurmuş, kendi masalı içinde Lux’ın iyi biri olduğuna kendini ikna etmiş olabilirdi, ancak adamın yanılsamalarını boş yere beslemeyecekti.
    “Yardım edebilecek birine götürebilirim. Ancak konuyu sen açıklayacaksın.”
    “Neden?”
    “Çünkü metnin içeriğini beğenmediğinde söylememek gibi bir huyu var.”
    Alex hafifçe gülse de ciddi olduğunu farkedince bu riski alamayacağını söyledi. Eğer işine yaramayacaksa tanımadığı birine metni göstermek konusunda rahat değildi.
    “Risk alacak bir şey yok Alex. Güvenilir biri, emin olabilirsin. Ben güveniyorum, yeterli. Eğer metni bize söylemezse, hiç kimseye söylemeyecektir.”
    “Yani ya sonuç alacağım, ya zaman kaybedeceğim?”
    “Elindeki en iyi seçenek bu değil mi?”
    Alex kabul ettiğinde Lux da onaylamıştı. Madem öyle, Alex ve Percy’i tanıştırmak eğlenceli olacaktı. Percy’nin herkese üstün gelen zekası ve Alex’in insanlara karşı taşıdığı gizli gururu arasında bir yerde Murdoch kendisine içki servis eder diye umuyordu.
    Bu konuşmadan iki gün sonra, Sharikov Taksidermi’ye Alex’le birlikte gelmişti. Öncesinde Percy’i rahatsız etmemek adına Murdoch’a bir baykuş göndermiş, uygun bir zaman belirtmesini ve patronuna durumu kısaca açıklamasını istemişti. Şimdi Alex arkasında ölü hayvanlarla bakışırken Murdoch Percy’i çağırmaya gittiğinde Lux da artık gire çıka alıştığı dükkanın görüntüsüne aldırmadan her zaman oturduğu sandalyeye ilerledi.








    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Elindeki fincanı yana koydu ve rafa uzandı. Altlığı ile zemine temas eden porselen hafifçe tıngırdamıştı. Rüzgara tutulmuş dükkan tabelasının gıcırtısı kendini tekrarlayıp duruyor, eskimiş camların ıslığı orada değilmiş gibi davranıyordu. Raftan indirdiği kavanozu havaya kaldırdı ve ışığa tuttu. Üzerindeki etikette sadece iki yıllık olduğu yazsa da bu tazı apandisi yaşını göstermekte pek başarılı değil gibiydi. Murdoch'un yazısı ile işlenmiş çözelti bilgisi doğru bir oranı işaret etse de içindeki şey olması gerektiğinden çok daha... Ölüydü. Evet, ölü doğru kelime olurdu herhalde. "Bay Sharikov..." Tazının organları sayesinde başka bir bedende yaşam bulma şansını elinden alan zanlının sesini işitti ve kayıtsız bir "Hı?" eşliğinde omzunun üzerinden adama baktı. "Geldiler." Murdoch'un cevabı o kadar kısa olmuştu ki gören Rasputin'in Sharikov Taksidermi'ye teşrif ettiğini sanırdı. Percy bu dolambaçsız söylem karşısında üstünü başını düzeltti ve eliyle misafirlerini yanına beklediğini işaret etti.

    Lux'ın mektubu ellerine geçeli yaklaşık iki gün oluyordu ve yaşanan herşey bu görüşmenin diğerlerinden farklı kıyılması için vuku buluyordu sanki. Lux'ın geleceğini önden belirtmesi görülmüş şey değildi örneğin. Percy de Lux'ın yalnız gelmiyor oluşunu küçük çaplı bir mesele haline getirmişti. Hastanede işittiklerinin ardından mevzubahis Alex ya da artık her kimse ile tanışmaktan ziyade Lux'ın hala herifle beraber iş kovalamasını rahatsız edici bulmuştu. Nitekim kapılmış olduğu lüzumsuz paranoyanın eline düşmeyi sonuna kadar reddedip Alex bilmemkime diğer konukları gibi davranmaya kesinkes kararlıydı.

    Lux peşinde yeni belası ile merdivenlerden inerken Percy elindeki tazı apandisini unutmuş, misafirperver bir gülümseme ile pozunu almıştı. "Seni tamir ettiklerini duymuştum ama tekrardan iki ayağının üzerinde olduğunu bizzat görmek çok hoş." Percy'nin de kendisine doğru birkaç adım atması ile ortada buluştular. Elini kadının incecik beline doladı ve konuklarının yanında daha ötesi olamayacağı için yanağından ziyade kulağına yakın bir konuma tatlı bir öpücük kondurdu. Elini tokalaşmak üzere adama uzattığında ise onu daha yakından incelemek için fırsatı olmuştu. Siyah saçlı, delik gözlü, Percy kadar olmasa da uzun boylu denebilecek, irice bir adamdı karşısındaki. "Percy Sharikov." Damian'ın herifin Lux'ın kıçının dibinden ayrılmaması ile ilgili söylemi, buradan bakınca oldukça komik görünüyordu. “Alex Aegix.” Hatta adamın bu kadar vasat olduğunu bilseydi yukarıya birkaç şişe Lagavulin ve taze meyve istiflemeye tenezzül dahi etmeyebilirdi. Yanlış anlaşılma olmasın, kadının zaten herhangi bir sadakatsizliğin peşinde olduğunu düşünmüyordu ama yine de... Neyse öyle kendince birşeyler yapmıştı işte.

    Tüm bu analiz esnasında kolunun altındaki kavanoz tamamen aklından çıkmış, hafifçe yana yatırmak suretiyle içindeki sıvının biraz yere dökülmesine sebep olmuştu. Hatta Baş Seherbaz Yardımcısı kezzaplanıyormuşçasına yana çekilmeseydi farkına dahi varmayacaktı. Hemen gülerek kavanozu kolunun altından çıkardı ve dik vaziyette koklaması için adama doğru uzattı. Herifin suratı tezek yutmuş gibi bir ifade alırken -ki normal ifadesi de pek farklı değildi- Percy kavanozu kendine çekti. "Formaldehit." İfadesiz bir şekilde kokladıktan sonra tiyatral bir şekilde yüzünü buruşturarak kapağı bulmak için rafa yöneldi. “Efendim.” Çömez tıp öğrencilerinin daha ilk derste gördükleri bu sıvının Bay Aegis tarafından bilinmiyor oluşu Percy'de saf çocuklara duyulan cinsten bir acıma duygusunun uyanmasına sebep oldu. "Az önce az daha ayakkabınıza döktüğüm şey; Formaldehit. Muhtemelen çözeltideki bir dengesizlik yüzünden bu güzel tazı apandisini hiç etmişiz. Neyse... Bir tane daha bulmak gerekecek." dedi apandisi durması gereken yere yerleştirirken. "Caro data vermis!" diye devam etti fakat Alex'in boş bakışları Lux'a dönmüş sanki cümlenin devamı ondan gelecekmiş gibi bir beklentiye girmişti. Konuğu ile pek iyi bir başlangıç yapamamamıştı anlaşılan fakat niyeti bu değildi. O yüzden hafifçe gülüp olayı toparladı. "Kadavra tek bir kökten değil, cümleden türemiş bir kelime. Solucanlara verilecek et anlamına geliyor. Yani demek istediğim.... İğrenç kokmasına şaşmamalı öyle değil mi?" Kapının önünde durmakta olan Murdoch'a bir el yaptı. "Normalde bu sıvıyı kadavranın çürümemesi için direk ölünün damarlarına enjekte ediy... Birşeyler alır mıydınız? Viski, şarap... Alkol kullanmıyorsanız çay da var. Murdoch dolaptaki meyveleri de indirir misin aşağı? Her neyse tatlı bir muhabbet tuturmuştuk fakat asıl konuyu çok dağıtmayalım. Sebebi ziyaretiniz ben ve kadavralarım değildir herhalde."









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı


    Percy'nin ilk karşılaşmada insanların üstünde nasıl bir etki bıraktığını bildiği halde Alex'i uyarmaya gerek görmemişti Lux. Uyum sağlayabilmesi gerekirdi. Eh, uyum sağlayamazsa da kendisine biraz eğlence çıkardı, fena mı?

    Ancak beklediğinin aksine Alex'in Percy'le ilk karşılaşması kendisinin yaşadığı gibi keskin olmamıştı. Belli ki adam ortamda tanıdık birinin varlığıyla rahatlıyordu. Percy'nin çalışma ortamında, yine sağı solu ölü hayvan organları ve nahoş görüntülerle dolu oldukça buraya ait gibi görünerek kendilerini selamlamasına Lux teklemediyse de peşinden gelen Alex'in bir adım geride kalıp yeni ortamı incelediğini farketmesi zor olmamıştı. Alex'in içindeki seherbaz devreye girmiş olacak, birkaç saniyesini ortamı incelemeye ayırması Lux'la Percy'nin selamlaşması için zaman yaratmıştı. Percy ile aralarındaki kişisel alana girebilecekleri rahatlık ve adamın sıcak tavrı Lux'a bir kez daha bu adamla beklemediği bir arkadaşlık kurduğunu hatırlatmak için yeterliydi. Adamın samimiyetine karşılık verirken Percy kendisinden Alex'e dönünce tepkilerini gözlemleyebilmek adına bulunduğu yerden ayrılmadı, görüş açısı oldukça güzeldi şimdilik. 
    Percy'nin sosyal ilişkilerdeki standartları anlamak üzerine başarısızlığı Alex'in burnuna bir kavanoz uzatmasıyla ilerleyince Lux gülüşünü dişlerinin arasına bastırdı. Alex'in suratındaki ifade en basit tabirle komikti. Adamın kendisine güvendiğini, bu yüzden bu yeni tanıştığı insandan ve ortamdan çekinmediğini duruşundan görebiliyordu, ancak yine de ortamın tuhaflığı ve bir anda üst üste maruz kaldığı şeyler ifadesinin bir parça çarpılmasına neden olmuştu. 
    Percy ise kim bilir ne düşünerek açıklama yapmaya başladığında ise Alex bakışlarını Percy'nin üstünden kendisine çevirmiş, açıklamaya ihtiyacı var gibi görünerek gözlerinin içine baktığında Lux da sonunda hareket etmeye karar verip Alex'in yanına ilerledi. Yabancı bir ortamda bulunmaya alışkın olsa da anlam veremediği bir dizi ortam ve konuşmanın içinde kaldığından tutuk bir biçimde duran Alex kendisinin hareketiyle biraz gevşemiş, bu sırada Percy misafirperver bir tavırla kendilerine seçenek sunmuştu. Lux bir an Alex'e baktıktan sonra sormaya gerek görmeden Murdoch'a dönüp iki viski istediklerini iletti. 
    Percy'nin çalışma atölyesi uzun muhabbetler için pek uygun bir ortam olmasa da en azından köşede bir yerde oturabilecekleri bir alan vardı. Lux Percy'nin bazı geceler burada uyuyup uyumadığını düşünmeden edemedi bir an için. Daha önce dikkatini çekmemiş bu alan belki de sadece konukları olduğunda Murdoch tarafından geçici süreyle oluşturuluyor da olabilirdi. Ya da belki Lux'ın bir misafir getirmesiyle de alakalı olabilirdi, zira Percy meyvelerle falan hazırlık yapmıştı. İnsanlara beş dakikadan fazla zaman ayırmayı ziyan olarak gören biri için beklenmedik bir özveriydi. 
    Buraya kadar gelerek dahi zaten Percy'e bir Bakanlık problemi açıklamayı kabul etmiş olan Alex son bir kez onay almak için yanında oturan Lux'a baktıktan sonra karşılarında oturan Percy'e döndü ve durumu olabilecek en kısa şekilde açıkladı. "Çevirilmesi gereken kısa bir not var ve-" Percy çeviriyi duyunca hafifçe güldüğünde Lux da istemsizce sırıttı. Aralarında bu konuya dair yaşanmış kötü anının artık yalnızca çirkin bir şaka olarak hatırlanması işine geliyordu. Alex adamın neye güldüğünü anlamayarak devam ediyordu. "-Bakanlık içinde dahi gizli tutulması gerektiğinden herhangi bir çevirmene götüremiyoruz." Lux bu noktada Percy'e konuyla ilgili hiç açıklama yapmadığını ve Alex'in kim olduğundan bahsetmediğini hatırlamıştı. "Ah, evet, eğer yardım etmeyi kabul edersen Bakanlık işi yapacaksın zira Alex bir seherbaz." Adam eğer gazete okuduysa ismi hatırlıyor olmalıydı, Percy'nin hafızası herhangi bir bilgiyi öylece kenara atmıyordu zira. Ancak yine de bakışları bir an kendisini süzdüğünde Percy'nin neye yanıt aradığını merak etti. Lux'ın bakanlıkla çalışıyor olmasına mı, yoksa bir seherbazın Lux'a bir bakanlık işiyle güvenmesine mi takıldığını anlayabilse konuşmanın seyrini tahmin edebilirdi, ancak Percy sadece kendisini izliyordu. Dikkati ortama giren Murdoch'la dağıldı. Kendisine uzatılan içkiyi alırken teşekkür etti, yanındaki Alex'in de aynı nezaketle karşılık vermesi, Murdoch'ın Percy'e de bir kadeh uzatması ve tepsideki meyve tabağını ortalarına bırakmasının ardından dikkatini tekrar Percy'e döndürdü. Adamın sorularının ne olacağını kestiremiyordu, ancak Percy'nin bir önceki çeviriden kaynaklı bir güvensizlik yaşamasına ve her detayı sorgulamasına hazırlıklıydı. 







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Adamın çevrilmesi gereken bir metinden bahsetmesi ile Percy’nin olmayan dudakları hepten içe kıvrılmış yüzünde yayvan bir gülümseme belirmişti. Üç bileşenli bir tepkiydi bu. Lux’ın tekrardan bir çeviri işi için kendisine güvenmesi Percy’i haddinden fazla memnun etmişti. Sonra geçen seferkini toparlamak için çekmiş oldukları külfet gelmişti aklına. Raftaki porselen kavanoza kaçamak bir bakış attı. Toplantı akabinde Lux’a ulaşmak için günlerini vermişse de kısa günün kârı oradaydı işte. Son olarak mevzubahis vukuat başarısız bir cinsellik girişiminin üzerine güzel bir cila çekmişti ve Percy bunun detaylarını hala hatırlamıyordu. Sadece merhemin tarifini banyo fayanslarının arasından kazıdıkları için olayın orada gerçekleşmiş olabileceği kanısına varmıştı. Bir şeyleri harekete geçirmemek adına bu anıyı istediğinde tekrardan ulaşabileceği pratik bir dolaba kitledi.

    Tüm bunlar bir kenara Alex’in dedikleri ne akla ne de mantığa sığan şeylerdi. Bakanlık gerçekten de böyle bir iş için özgeçmişi lağım kokan bir kadına mı güvenmek durumunda kalmıştı? Ne kadar acı. Şu iç savaş sonrası tahliye kararını duydu duyalı onaylamamıştı zaten. Şimdi ise ne kadar haklı olduğunu nemli mabedinden gözlemleyebiliyordu. Lux’ın adamın makamını daha fazla betimleyememesi için lafını umursamaz bir “Biliyorum”  ile böldü. İşi geldiği kaynağa hürmeten tabi ki geri çevirmeyecekti fakat Lux’ın sağlıklı bir karar verip vermediği konusunda bazı çekinceleri vardı. Bu sırada Murdoch elinde Percy’nin evden getirdiği çiçekli bir tepsi ile içeri girdi. İki bardak viski ve bir kadeh şarabı yerleştirmesi asırlar aldığı için Percy’e de olay üzerinde yavaşça düşünecek zaman çıkmıştı. İri gözleri odadakiler üzerinde oradan oraya devrildiler. Hatta bir ara bakışları adamın üzerinde geçerken feci halde gülesi gelmişti. Tutulmuş olduğu paranoya aklına geldikçe kınıyordu kendini.

    St. Mungo’da gördüklerinin ardından Lux ile baş başa kalmak bir yana adam akıllı oturup konuşacak bir zaman dahi kollayamamıştı. Yani Percy tabi ki kolluyordu ama olmamıştı, görüşememişlerdi işte. Kadının kemiklerini erimiş lastiğe çevirenin ne olduğunu bilmeden Alex Aegis’in faydasına olan bir işi kabul etmek pek akıl karı değildi. Herhangi bir çeviri safsatasının bir kere daha başını ağrıtmasını istemiyordu. Murdoch viskileri konukların yanındaki zigona koyduktan sonra tepsideki tek kadehi Percy’e götürdü. Adamın uzun parmakları zihninde dönen düşünceler sebebiyle gecikmeli olarak kadeh ile buluştu. “Şöyle ki...” dedi bir eli ile daracık yeleğini düzelterek misafirlerinin yanına otururken. “Güveninizi boşa çıkarmamak için elimden geleni yaparım. Lakin Lux bu çabalarımın meyvesinin her daim tatlı olamadığını biliyor. Bu sebeple çekincelerimi dolandırmadan söyleyeceğim. Birincisi ben sadece Bilgim Latince, Orta İngilizce, Etrüsk ve Toskana diyalektiği ile sınırlı. Getirdiğiniz metin bu alanın dışına çıktığı takdirde sizin için yapabileceğim tek şey sizi mektupta yazanları dördüncü kişilere taşımayacağına inandığım başka birine yönlendirmek olacaktır. İkincisi metni elime almadan evvel her daim içeriği hakkında fikir yürütür, içeriğin prensiplerime ters düşme ihtimalini hesaplamaya çalışırım. Lux’ın nabzını yoklarcasına güldü. ”Velhasıl kelam kendimi bildim bileli ne politikacıları ne yaptıklarını ne de ailelerini severim. Politika dünyanın en gülünç operetidir ve ne yazık ki insanlar bunu hala ilk günkü heyecanları ile izliyorlar. Politikayı takip etme sabrı olan herkese en kibar tabiri ile acıyorum. Lütfen üzerinize alınmayın Bay Aegis ama bakanlıkta dönenler bir çamur güreşinden farksız. Politikada rol alacağıma fahişe olmayı tercih ederim. İkisi de epey eski meslekler sonuçta. Bu sebeple politik bir metni çevirirken vicdanı bir yükün altına gireceğimi düşünmüyorum. Yanlış sapanların daima hızlı yürüdüğü bu leş gibi yol her daim bilimin ilerlemesine engel, ilerleyenin ise kötüye kullanılmasına neden oldu. Diyeceğim o ki...” Bir elini dostane olarak da yorumlanabilecek bir şekilde Lux’ın eline attı. Kadının elleri dizlerinde duruyordu bu sebeple parmakları kadınınkiler üzerinde gezinirlerken ara sıra bacaklarına uğruyor, keşfedilen yerleri tekrar tekrar deneyimliyordu. Alex'in gözleri bu konuyla pek de alakalı olmayan noktaya kaymıştı. Percy bunu umursamadı zira gereken resmiyeti koruduğu ve usulsüz birşey yapmadığına dair inancı tamdı. Hem Damian'ın sözleri belki de bu adamın bazı şeyleri biraz "yanlış anlamaya" ihtiyacı olduğunu gösteriyordu. Tabi ki o beyinsiz kalasın dediklerine biat etmeyecekti ama kulağına küpe olmasında fayda vardı. “... Lux’ı hastaneye kaldırıldığından beri görmüyorum. O gün de pek konuşabildiğimizi söyleyemeyeceğim kendisi odasına uğradığımı şu anda öğreniyor dahi olabilir. Bu yüzden bu işi onunla özel olarak konuşmadan onaylamak bana kendimi rahat hissettirmeyecek. Yine de beraber çalışacaksak şayet, sizi biraz tanımak isterim. O yüzden eğer vaktiniz varsa lütfen biraz daha kalın ve işten başka şeyler konuşalım. Siz ayrıldıktan sonra bu konuyu Lux ile görüşüp kararımı direk kendisine bildireceğim.” Başını yanındaki kadına çevirdi. “Kendini nasıl asitlenmiş deri yığınına çevirdiğini burada anlatabilecek misin yoksa sonraya mı saklayalım?”









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    Percy şartlarını sıralarken Lux geleceğini bildiği cümlelere pek dikkatini vermeye bile tenezzül etmemişti. Eğer metni çeviremezse bir başkasına yönlendireceğini zaten tahmin ediyordu, Alex'in bundan hoşlanmayacağının farkındaydı, ancak eldeki imkanlar sınırlı olduğundan boyun eğeceğini de tahmin ediyordu. İçeriği beğenmediği koşulda çeviriye yardımcı olmayacağını, politikayla ilgili görüşleriyle süsleyerek açıklarken Alex'e ve Bakanlık bünyesindeki pek çok birime laf dokundurmasına hafifçe gülüp, az önce bardağını dolduran sıvıya yönelttiği dikkatini tekrar konuşmaya çekerek Percy'nin sözlerine dahil oldu. Yanındaki Alex'in Percy'den zerre hoşlanmadığını hissedebilmek için Alex'le herhangi bir samimiyet seviyesine ulaşmış olmalarına dahi gerek yoktu. Adamı ilk gördüğü gün bu görüşme ile sonlanmış olsaydı da gerginliğini açıkça hissedebilirdi. Ancak beraber geçirdikleri zamanın ve ilişkilerindeki beklenmedik gelişmelerin ışığında şimdi daha küçük işaretlerin de farkındaydı. Adamın sırtının normalde olduğundan biraz daha dik olması, ikisinin ortasında kalan boşlukta, koltuğun üstünde duran sol elinin parmaklarının birbirine sabitlenmiş olması gibi, uzaktan dikkat edemeyeceği ancak milimetrik oynamalarla gerginliğini belli eden işaretler Alex'in bu yeni tanıştığı adamdan pek hoşlanmadığını ve onunla iş yapacak olmaktan hiç memnun olmadığını göstermeye yetiyordu. 

    Percy'nin parmakları kendisini bulurken Lux da konunun ve dikkatin kendisine kaymasına aldırmayarak sakince içkisini yudumladı. Percy'nin hastaneye geldiğini ve Damien'la yaşadığı ufak konuşmayı Felix sayesinde öğrendiğinden adamın konuyla Alex arasında bir ilişki olduğunu anlayacağını tahmin etmişti. Bu kadar dramatizasyona gerek olmadığını düşünüyor olsa da Percy'nin bir şekilde arkadaş statüsü kazanmış olması dolayısıyla sorgulamasına şaşırmamıştı. 
    "İstediğin kadar konuşabiliriz Percy, ancak bu konuda içeriği bilmediğin halde Alex'e yardım etmende bir sakınca görmediğimi bilmeni isterim. Ölen birinin geride bıraktığı bir notu çevireceksin, son anında ülkeler arası silahlanmaya ve savaşa neden olabilecek bir şey bıraktığını düşünmüyorum açıkçası."
    Percy kendisini süzüyor, sanki anlamadığı bir şeyi işaret etmek istercesine gözlerine bakıyordu, ancak dürüst olmak gerekirse, Lux gerçekten bu olayda bir sorun çıkacağını düşünmüyordu. Asitlenmiş deri yığını benzetmesiyle Alex'in rahatsız olduğunu farkedince adamı rahatlatmak adına elini koluna koydu.
    "Anlatılacak bir şey yok, medikal raporumu gördüğüne eminim. Alex beni Londra'ya geri taşımasaydı belki daha kötü sonuçlar ortaya çıkabilirdi, ancak eskisi gibi iyiyim."
    Alex kolundaki parmakların ve Lux'ın kendisini açıkça olmasa da savunuşunun etkisiyle yumuşamış, kendisine bakarken hafifçe gülümsemişti. Bu konunun üstünde pek durmadıklarından Alex'in de konuyla ilgili Lux'la çözmek istediği şeyler olabileceğini tahmin ediyordu, ancak iyileşmişti, ve bir problem yoktu. 
    Percy bir şey demeyerek beklemeye devam ettiğinde iç çekerek Alex'e döndü. 
    "Sen git, ben de sevgili Percy'i bu yardımının sonucundan kötü bir şey çıkmayacağını düşündüğüm konusunda rahatlatayım, ardından konuşuruz."
    Alex bunu pek istekli olmasa da onaylamış, git derken kadının kendi evini kast ettiğini farkettiğinden belli ki biraz da rahatlamış olarak ve Percy'nin az önce yarım bir nezaketle sunduğu biraz daha oturun ve gidin komutundaki biraz daha oturun kısmını es geçerek ayaklanmıştı. Murdoch bir yerlerden belirip Alex'i kapıya götürmek için tekrar görüş alanlarına girdiğinde Lux yerinden kalkmaya bile gerek görmemişti. Alex ve Percy el sıkıştıktan sonra Alex başka bir şey demeden sessizce omzuna dokunup Murdoch'la birlikte merdivenlere gittiğinde sessizlik ayak sesleri uzaklaşıp kapının kapanmasının ardından bir kişiye ait iki ayağa düşene kadar  uzamıştı. Lux hala kendisini izleyen Percy'e dönerek gülümseyip adamın dikkatini en son hastanede kendisini görmüş olmasına yorarak kurulmamış bir cümleyi onu rahatlatabilmek adına yanıtladı.
    "İyiyim Percy, bütün uzuvlarım tam. Endişelenecek bir şey yok."








    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Tapir suratlı zavallıcık gitmek üzere ayaklanmıştı. Percy oturduğu yerden kalktı ve buz gibi ellerini tatlı bir gülümseme ile Alex'e uzattı. İki adam el sıkıştılar. “Memnun oldum Bay Aegis. Yolunuz düşerse iş dışında da beklerim.” Alex'in iri cüssesi ve Percy'nin kemikli ince silüeti birleştiğinde epey grotesk bir tablo oluşturuyordu. Tabi tarafların ikisi de kendilerini dışarıdan göremedikleri için bunun farkında değillerdi. Şekilsiz adamcağız Murdoch ile beraber merdivenleri kat etti. Birkaç saniye sonra duyulan çan sesi dükkanın kapısının kapandığını işaret ediyordu. Percy birden irkildi ve hayal kırıklığı ile işaret parmağını dişlerinin arasına iliştirdi. “Bak şu işe. Adama yukarıdan birşeyler armağan etmeyi unuttum." Arkasını döndü ve ciddi suratına kocaman bir gülümse yerleştirdi. Kollarını iki yana açtı ve Lux'a doğru ilerledi. Tavan gıcırdıyor, dükkana gelen ziyaretçiler ve Murdoch'ın ayak sesleri rahatlıkla işitiliyordu. Sert havanın etkisi ile pencereler birkaç defa çerçeveleri arasında gidip geldiler. Ne yüce bir duygu, özlemek ve özlenmek. Kadını kollarının arasında aldı. Şekilli burnu kuzguni dalgaların arasında kaybolmuş, iri gözleri dünya ile iletişimlerini kesmişlerdi. Kadının kokusu nefes borusunda yükselirken kalbi öyle farklı bir ritimde atıyordu ki hiç sevmediği Schubert'te haksızlık ettiğini düşünmeye başlamıştı. Zira bir insan ancak böyle bir tesire maruz kalınca onun coşkun yaylılarını anlamlandırmaya başlayabilirdi.

    Odayı aydınlatan ışıklar birkaç defa göz kırptılar. Elektrikten kalan son kırıntı tungstenin içinde şöyle bir dolandıktan sonra filamandan ufak bir cızırtı çıktı. Gerisi zifiri karanlık. “S*ktir." Ortama eklenen bu yeni değişken yüzünden olacaktır ki kadının kolları yavaşça çözüldüler ve Percy'nin bedeninden uzaklaştılar. “Olduğun yerde kal. Çok fazla kırılacak şey var." El yordamı ile asasını aradı fakat her zamanki gibi üzerinde değildi. İnsanın beyni varken neden asaya ihtiyacı olsun ki? Tabi bu tarz durumlar dışında. An itibariyle yokluğu hissediliyordu zira. “Kırıkları temizleriz ama hepsinin içi binbir çeşit kimyasalla dolu. Mayın tarlası gibi burası şu an."

    Dopaminin beherden yükselircesine dolup taştığı bir anda olmuştu herşey. Karanlıkta tüm değerli eşyalarının arasında gaz lambası arayan Percy yıldızsız yüreğinin gecesini karanlığa yitirmiş gibiydi. Ne muazzam paradoks! Serotonin ve noradrenalin az önce tungsten üzerinde kaymakta olan enerji gibi bedeninde dolanıp dururken aptal bir lamba ile körebe oynuyordu resmen. Görsel zekasında yaşanan küçük bir aksaklık sebebiyle adımını hesaplayamayınca birkaç ne olduğu belirsiz şeyin yere düşüp paramparça olduğu işitildi. Percy hemen geriye fırlayıp üzerindeki ceketi ve gömleği çıkarıp yere attı. Şimdi karanlığın içinde deli gibi herhangi bir yerinin hidrofluorik asit yüzünden haşlanıp haşlanmadığını kontrol ediyordu. Böylesi büyük acılar beyne zamanında gitmediği için birkaç dakika sonra derisinin katmerleştiğini hissetmesi mümkündü. Percy'nin cebelleştiğini duyan Lux ne olduğunu sordu. “Birşeyi kırdım." dedi kırılanın önemli birşey olmadığını fark etmenin verdiği sakinlikle. Kadının ayaklarının parkelerden çıkardığı asgari sese bakılırsa Lux karanlıkta olay mahallini aramaya koyulmuştu.

    Lux'ın işi biraz sürecek gibiydi zira Percy gaz lambasını bulmuş fakat yakmaya tenezzül dahi etmemişti. Eğer herşey beklediği gibi gitseydi partnerini yukarıya çıkaracak ve çatı katındaki odada birbirlerine ayırdıkları vaktin biraz daha "hakkıyla" geçmesine ön ayak olacaktı. Kimse fark etmemiş olsa da Murdoch'ın bir çift cerrahi eldivenle gezmesinin sebebi de buydu zaten. Derisi Lux'ın ateşten gözleri için kurulan bir hayal uğruna etrafı çamaşır suyu ile ovalamaktan parça pinçik olmuştu. Percy'e göre Murdoch her zamanki gibi birşeyleri abartıyordu. Bu yüzden adamın önüne bir kutu gliserin ve eldiven atmakla yetinmiş, berisiyle de pek ilgilenmemişti. Görüldüğü üzere hayatta herşey her zaman tıkırında ilerlemeyebiliyordu. Eh, insanın biraz değişen dinamiklere ayak uydurmayı bilmesi lazım. Bir süre daha düşündükten sonra elleriyle yüzünü ovuşturdu ve saçlarını düzeltti. Şimdilik yerdeki giysileri tekrardan üzerine geçirmeyecekti. Daha düzgün bir ortam hayal ettiyse de böylesi bir özlemin ardından neyin nerede olduğunun ne gibi bir önemi olabilirdi ki? Hem kavuşma böyle apansız olunca buz tutan öpücükleri daha büyük bir ateşle kavrulacaklardı belki. Pantolonunu çıkarma cürretkarlığını göstermeden bir elinde kibritle beklemeye koyuldu.









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
    Lux Caldwell
    Cadı
    Ϟ Rp Beğenileri : 14

    avatar
    Cadı

    Işıkların gidişi bir şekilde işine gelirken kendisine yeni oyuncak hediye edilmiş bir çocuğun eskisine duyduğu ilgisizlikle Percy'nin kollarından sıyrıldı. Lux'ın bu dikkatinin hızlı dağılması durumu kendisini bildi bileli var olan bir şeydi. İnsanlarla oynamak olarak görmüyordu da, bir şeyin ilgi çekiciliğini koruyabilmesi anca daha ilginç bir şey bulduğu ana kadar sürüyordu. Percy'nin hala kişisel pek çok açıdan ilgi çekici ayrıntılarla dolu olduğuna emindi, ancak fiziksel açıdan Lux'ın ilgisini çekmesi Alex'in hayatına yeni getirdiği nispeten ölçülü ilerleyen heyecan nedeniyle şu sıralar pek mümkün değildi. Lux elbette ki Percy'i de artık bir arkadaşı olarak gördüğünden adama durduk yere arkasını dönmeyi düşünmüyordu. Üstelik Percy pek çok açıdan işlevsel olduğu kadar sır tutma konusunda da oldukça güvenilirdi. Ancak arkadaşlıklarının seviyesinin Lux'ın katıksız dürüstlüğüne de hazır olmadığına inanarak ortalarına çöken bu talihsiz karanlığın kendisini gerçekleşme ihtimali olan tatsız bir tartışmadan kurtarmasına da memnundu. 



    Percy karanlığın içinde uzaklaşır, yakınında hissettiği bedenin sıcaklığı boşluğa karışırken adamın uyarısının içerdiği tehlike nedeniyle bir süre olduğu yerde beklemekle yetindi. Bu noktada yıllardır girip çıktığı pek çok çukur nedeniyle karanlığa oldukça alışkın olan gözleri ortama uyum sağlamaya çalışsa da Percy'nin bu titizlikle hazırlanmış laboratuarının sistemi o kadar titizlikle hazırlanmıştı ki, gözlerinin alışmasına yardımcı olabilecek herhangi bir ton farkı dahi bulamıyordu. Ortamı bilmenin sağladığı bilgiyle merdivenlerin şu an durduğu noktada sola denk gelmesi gerektiğinin farkındaydı, ancak kafasını istediği yöne çevirsin, bir farklılık seçemiyordu. Bu noktada Percy'nin durduğu noktayı belirten yerden yükselen bir ses ve ardından Percy'nin sakince bir şeyi kırdığını belirtmesi Lux'ın da Percy'e doğru ilerlemesine yol açtı. Adımları temkinli, bir eli kendisinden biraz önde ilerlerken bir başka şeyi kırmamaya ve doğru yerlere basmaya dikkat ederek ilerliyordu. Percy'nin hareketlerinin boşlukta çıkardığı sesler tamamen kesildiğinde ise ne yöne ilerlemesi gerektiğinden emin olamayarak duraksadı. Daha sonra ise pes ederek asasını kaldırıp bir lumos mırıldandı.

    Kendisini Percy'e sandığından daha yakın bulmayı beklememiş olsa da loş ışığın altında iyice heykele dönmüş adamı görünce gülümsedi. Suratındaki okuyamadığı ifadeyi anlamlandırmaya çalışmaktan vaz geçerek asasını önündeki manzarayı daha net görebileceği bir pozisyona çevirdi. Percy'nin bir telaşla fırlattığı gömleği ve ceketi ne olduğunu bilmediği bir sıvıya bulanmış, yerde öylece yatıyordu ancak adamın sakinliğinden durumun tehlikeli olmadığını fark etmek çok kolaydı. Bir süre daha sağa sola baktıktan ve Percy'nin de herhangi bir hasar almadığından, bu nedenle de yardıma ihtiyacı olmadığından emin olduktan sonra sakince merdivenlere doğru bir adım attı.
    "Bir şeyler daha parçalanmadan çıkalım mı?"







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Percy Sharikov
    St. Mungo Şifacı
    Ϟ Rp Beğenileri : 11

    avatar
    St. Mungo Şifacı
    Lux'ın yarattığı küçük ışık hüzmesi suratına vururken çıkık dirseğini rafa dayamış vaziyette bir süre bekledi. Kadının yukarı çıkma önerisini mantıklı bulmuştu lakin şu anda mantıklı şeylerin peşinden gitmeye zerre istem duymuyordu. Mevzubahis kişi kendisi bile olsa mantıklı şeyler dozu kaçtığında hayata müthiş bir monotonluk katıyorlardı. Özellikle de tüm günü birşeylerin ters gitmemesi adına milimetrik hesaplar yapmakla geçtikten sonra annesinin evine dönen bir adam için.

    Beton duvarlar üşümesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. Hoş, üşümesi içinse bile Percy bunun bir an evvel ısınmaya teşvik etmek için olduğunu düşünmüştü. Dürüst olmak gerekirse biraz ten göstermenin biraz sonraki sevişmenin öncüsünün Lux olmasını sağlayacağını umuyordu. Kadının merdivenleri kesmekte olan suratına baktı. Yani... Kendisine karşı tamamen ilgisiz değildi elbet ama hali ve tavrından herhangi bir libido artışı da gözlemlenemiyordu.

    Lux merdivenlere doğru ilerledi. Percy'nin elleri ise tek başına hareket eden bir kadavra misali kadını takip ettiler. Parmakları Lux'ın bileğini sıkıca kavradı. Kendine doğru çekti.

    "Ey Lux, güzel kadın,
    Göklerden nasıl da düştün!"


    Şakaklara uzanan o tatlı gözlerde kaybolma cürretini gösterirken yere düşen asanın kör ışığına sığınmıştı. Yavaşça yaklaştı, yaklaştı. Aşina olmayan bir çalının hasatına kalkışmak gibi birşeydi bu. Sonra kuşlar geldi aklına. Konduğu dalın meyvesine tereddüt edeni var mıydı hiç? Lux'ın incecik sırtına yasladığı ellerini göğüs kafeslerini bir etmek için kullandı. Kendine doğru hızlıca çektiği bedeni öpüşlere boğdu.

    "Ey Percy, Apollo'nun kibirli evladı,
    Nasıl da yerle yeksan!"


    Boynu her insanın sahip olduğundan farklı değildi. Ama onu öpmek ahşap bir kovaya sağılmış sıcak sütte intihar etmeye benziyordu. Dudaklarının ise herhangi bir ayırt edici özelliğini söylemek süre alırdı. Yine de Percy'nin sinirlerini gerilmiş keman teline çevirmeyi bir şekilde beceriyorlardı. İnce dudaklarının yakaladığı sıcaklığı kaybettiğini hissetti. Burnuna çalınan şakayık kokusu ise biraz daha uzaklaşmıştı. Hafifçe gözlerini araladı.

    "Derdin; Şanımı sonsuz bir alevde kalaylayacağım,
    Bilgimi Asclepius'un asasından da yükseğe doğrultacağım."


    İyi de, onca zamanın ardından böyle bir anda Lux niye birden uzaklaşmıştı? Kadının rahatça hareket etmesi için ellerini biraz gevşetti ama kolları bir korkuluğun amaçsız uzuvları gibi havada asılı kalıverdi. Öylece bakıyordu şimdi sevdiğine, kendisine gelecek açıklama için. Lux'ın bakışlarında ise keyifsizlikten ziyade hoş görülmüş ruhlara bakan kimselere has bağışlayıcı bir ifade vardı. “Yanlış birşey yapmadığımı umuyorum." Havada kalan ellerini yavaşça çekti ve iri mavi gözlerini hatasını sorgulayan bir çocuk gibi Lux'ın gözlerine dikerken başını hafifçe yana yatırdı. Bu halde en çelimsizinden bir köpeğe benziyordu.

    "Şimdi ise derinin üç katman altında yalnızca yüreğini burkmuş bulunuyorsun."









    È un sogno la vita che par sì gradita, è breve gioire, bisogna morire. Non val medicina, non giova la China, non si può guarire, bisogna morire.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.hogwarts-rpg.com/t5125-sharikov-p-karakter-kart#88027
     
    Yeni bir metin
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Hogwarts-RPG :: Sharikov Taksidermi-