Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
KARAKTER DEĞİŞİM ARACI
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
Şifre:

HOGWARTS: KAPALI!
TARİH: EYLÜL 1975

Paylaş
 

 zehirler ve ısırganlı çörek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Virgil Bridger
Ölü
Ϟ Rp Beğenileri : 7

Virgil Bridger
Ölü

zehirler ve ısırganlı çörek ADYgrz
Eylül 1938. Bir iksir dersi ve öncesi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Virgil Bridger
Ölü
Ϟ Rp Beğenileri : 7

Virgil Bridger
Ölü
Virginia Velvet, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu bünyesinde geçireceği üçüncü yıla sağ salim ulaşabildiği için oldukça mutlu bir hâlde trene bindiğinde, annesi bir kutunun içerisine konulmuş bez bir bohçayı, ona itekleyivermişti. Oturduğu kompartımanda kutunun kapağını araladığında, fırından yeni çıkmış gibi taze, iştah açıcı bir koku camları buğulandıracak kadar güçlü bir biçimde dışarı çıktıysa da bez bohça, içindekileri terletmemesi için büyülendiğinde, ısırganlı çörekler hâlâ çıtır çıtır duruyordu. Kompartımandaki dört kişiden biri, kutuya doğru sinsice elini uzatırken bir ses gelmişti. Virginia, çocuğun eline öyle bir vurmuştu ki camlar titremişti –ya da bu, trenin hareketinden kaynaklanıyordu. “İstersen verebilirim, Arch. Ama bu yaptığın ayıp.” Kendinden emin, büyümüş de küçülmüş tarzdaki konuşmasından sonra saçlarını hafifçe geriye savurmuş ve çocuğa göz devirmişti.
Üçüncü sınıfın ilk haftası, olması gerektiğinden daha sıkıcı geçmişti. Hogwarts’ın bilindik profesör kadrosunda hiçbir değişiklik olmadığı gibi –varsa da Virgil dikkat etmemişti doğrusu– ders işleme şekillerinde de her şey aynıydı. İlk derslerini, üçüncü sınıf boyunca neler yapacaklarını anlatmak dışında hiçbir şeye ayırmayan bu orta yaşlı ve biraz daha yaşlı büyücü ve cadılar, birkaç ödev verip sınıftan insanları kışkışlamıştı. İkinci hafta ise ilkine nazaran yoğun; ama yine de Virgil’in istediği tempoda geçmiyordu. Tılsım, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma, İksir ve Biçim Değiştirme derslerinde dahi sadece kitaplarını açmışlar ve kendilerine anlatılan teorik bilgileri işlemişlerdi. O hafta, ilk kez aldığı Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi ise profesörün bilmem nereye yaptığı bir ziyaret sonucunda ertelenmişti. Profesör Dimitrova, sınıfta ilk kez asasını çıkardığında insanlar heyecanlansa da bunu perdeleri kapatıp havada birkaç insana ait portreleri sihirle oluşturulmuş, ışıktan resimler şeklinde göstermek için kullandığında hayal kırıklığına uğramışlardı.
O gün, üçüncü haftanın ilk günüydü. Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi erken bittiği için İksir’e kadar boşlukları olduğundan, annesinin yanına koyduğu ısırganlı çöreklerin pek de bayatlamamış olan sonuncusunu kemiren Virginia Velvet, derste gördüklerini düşünmekteydi. Bu ders, bu yıl en keyif alacağı derse benziyordu doğrusu. “Burada öğrendiklerinizi unutmayın, ileride, hem de çok yakın bir gelecekte işinize yarayacak.” Profesör, dersin başında böyle bir hatırlatma yaptığında bir sonraki hafta kullanmaları gereken bilgiler olduğunu düşünerek not almaya çalışan birkaç kişi, Hogwarts’ın bahçesi ya da orman yerine zindanlarda olmanın sebebini tartışmayı da bıraktığından, biraz olsun rahatlamıştı Virginia. O, defterini dahi çıkarmadı ve elinde tutmaktansa yere koyduğu kitabın üzerinde, dirseklerini dizlerinin biraz üzerine yerleştirmiş ve çenesini de avuç içine almış bir şekilde, pek de ilgili olmadan dinliyordu. Birkaç saniye sonra aklında birkaç hayal kurmaya başlayıp dersten tamamen kopacakmış gibi gözükse de kimse ona ilgi göstermediğinden bir sorun yoktu. Profesör, yavaşça yere eğilerek bir fındık tanesinden pek de büyük olmayan bir şeyi yere bıraktığında, insanları geri çekilmeleri konusunda bir kez uyardığında, Gryffindor binasından bir cadı, Virginia’nın ayağına takılarak az kalsın düşüyordu. Böylelikle hem Virginia kendine gelmiş hem de önü açılmıştı. Dersi görmesi ve dolayısıyla dinlemesi daha olasıydı. Siyah saçlı, uzun boylu adamın orada, pasaklı ve şişman bir cincüceyi andırdığını düşünmemek olmazdı; fakat bunları hızla aklından savuran cadı, adamın yere bıraktığı küreyi incelemeye başladı. Koyu renkli, lacivert ya da siyah olup olmadığı konusunda pek fikir sahibi olunamayacak türden bir objeydi bu. Profesör asasını çıkarıp anlaşılmayan sözler fısıldadığında, pek çok öğrencinin yumurta olduğunu tahmin ettiği küre önce biraz hareketlenip sonra aniden sıçrayıvermişti. Parlak bir mavi tonundan gece kadar koyu laciverte kadar geniş bir renk yelpazesine eklenmiş yeşil ile büyükçe bir şey zindanın basık tavanına yakın bir yerde belirmiş ve kanat çırpmaya başlamıştı. “Bu bir swooping evil.” Profesör, çirkin yaratık hakkında bir şeyler anlattıkça Virginia’nın daha çok ilgisini çekmişti doğrusu. Bu canlının ölümcül zehrinden kanat genişliğine, tekrar koza yapmasından beyinlere duyduğu ilgiye değin pek çok şeye değinmiş; her biri de Virginia’nın zihnine, yerleşmişti. Bu ders, belki de bu dönem en sevdiği ders olabilirdi.
Isırganlı çöreğin sonunu da tek lokmada yuttuktan sonra saatine baktı cadı ve zindanların küf kokulu, rutubetli havasını ciğerlerine bir kez daha doldurduktan sonra İksir dersliğine adım attı. Neyse ki bu kattan hiç ayrılmamıştı da son anda hareket etmesine karşın geç kalmamıştı. İksir dersinin profesörü, Dimitrova kadar olmasa da güler yüzlü sayılabilecek türden biriydi. Aslını isterseniz, öğrencilerden pek hazzetmese de onların öğrenme isteğini güzel karşıladığı söylenebilirdi. Yine de çabalamadığınızı, ilgilenmediğinizi, öğrenmek istemediğinizi düşündüğünde sizi cezaya bırakmak yerine teorik ödevler ile sizi haftalarca kütüphaneye kilitleyebiliyor; malzemelerini ve tarifini vermediği iksirleri kusursuzca hazırlayıp getirmenizi talep edebiliyordu. Virgil, birinci sınıftayken profesörün farklı olmasından son derece memnun olduğunu kendi kendine pek çok kez tekrar etmişti bir önceki yıl.
“Yanılmıyorsam –ki yanılmıyorum– hepiniz az önce, Sihirli Yaratıkların Bakımı dersindeydiniz.” Kendinden emin bir şekilde tebessüm etti oracıkta. Dünyanın en mühim konuşmasını yaptığını reddedecek olursanız, sizi orada ölümünüzle tanıştıracak gibi bir hâli vardı. Birleştirdiği ellerinin parmaklarını yavaş yavaş araladı ve sonra, birbirinden ayırdı. Elinde, koyu gri ile lacivert arasında bir sıvının olduğu, şeffaf bir tüp vardı. “Elimde gördüğünüz, swooping evildan alınan zehir örneği.” İnsanlar, bir önceki dersteki yakın geleceğin İksir dersi olduğunu anladıklarını belli etmek adına fısıldaşmaya başladığında bundan hiç memnun kalmayan profesör, boğazını hafifçe temizleyerek konuşmasını sürdürmeye koyuldu. “Öncelikle belirtmeliyim ki, haftaya en az dört parşömen uzunluğunda bir ödev almayı hak ettiniz.” Sonra tekrar tebessümünü takındı. “Bu zehir, yeterli derecede damıtılır ve seyreltilirse kötü anıları hafızanızdan silme özelliğine sahip.” Sonra birkaç saniye durakladı. Asasını çıkarıp sallayarak herkese bir şişe zehir örneği mi verse yoksa ödevlerinin ne olduğunu mu açıklasa tam olarak belirleyememiş gibi gözlerini bir sağa bir de sola hareket ettirdi. “Bu, önümüzdeki birkaç haftanın konusu olan ‘damıtma’ için oldukça iyi bir örnek. Aynı zamanda bir diğer dersiniz ile bütünlük oluşturuyor.” “Profesör, peki doğru damıtılmazsa?” “Öncelikle belirtmeliyim ki, sözümü kestiğiniz için binanızdan yirmi beş puan düşüyorum. Ve cevabı, bir önceki dersi dinleseydiniz öğrenebileceğiniz için de bir yirmi beş puan daha düşüyorum. Gryffindor, elli puan kaybetti.” Şaşkınlık ile soru sorduğuna pişman olan kızcağız, siyah saçlarını parmak uçlarıyla tutup çekiştirdiğinde gözleri doluvermişti. “Ayrıca, haftaya diğer ödevinize ek olarak swooping evilın genel özellikleri ve zehri üzerine, iki parşömen uzunluğunda bir ödev getirmeniz bekleniyor, Bayan Hynes.” Kendi konuşmasına tekrar dönebildiği için oldukça mutlu görünüyordu, noktayı koymasının ardından. “Bu hafta, sizleri burada tutmayacağım. Aslında sizlere burada, kısa bir süre içerisinde anlatacağım şeyleri kendi kendinize ödev yapmayı başardınız!” Sonlara doğru biraz öfkelenmişse de sesi neredeyse sakin çıkıyor, vurguları ise sivri bir diş misali öğrencilerin zihinlerine geçiyordu. “Ödeviniz, swooping evilın zehrinin nasıl sağıldığını ve damıtıldığını içeren iki parşömen uzunluğunda bir bölümden ve genel olarak damıtma ve seyreltme teknikleri üzerine yazacağınız diğer iki parşömen uzunluğundaki bölümden oluşacak. Ödevlerinizi, haftaya pazartesi günü sabah dokuz ile on bir arasında ofisime gelerek teslim edebilir ya da on bir ile bir arasında, kapıma bırakacağım kutuya koyabilirsiniz. Geç kalan ödevlere not verilmeyecek olup teslim edilmesi zorunludur.”
Profesör, sınıfın dağılabileceğini söylese de Virginia Velvet, diğer arkadaşlarının aksine olduğu yerde duruyordu. Etrafından biraz uğultu ile çıkan insanlardan bazıları, birbirlerini suçluyordu. Ödev yapmak zorunda kaldıkları için pek de memnun olmayan bu kalabalıktan sıyrılan cadı, sınıfta neredeyse kimse kalmadığında, elindeki şişeyi bir rafa özenle yerleştirmekte olan profesöre yanaştı usulca. “Profesör?” Ürperen adam, az daha elindeki şişeyi yere düşürecekse de bununla ilgili ters bir şeyler söylemedi. Sadece, ufak bir uyarıda bulundu. “Dikkat edin Bayan Velvet. Bu şişedeki zehir, ikimizi de buracıkta öldürür.” Sonra da tebessüm edip şişeyi dikkatle yerleştirdi ve raf üzerindeki şişeler için dizayn edilmiş ahşap objeyi yavaşça geriye doğru itti. “Profesör, şeyi sormak istiyordum.” Bir önceki yıl, düşünce şekli her ne kadar garip olsa da İksir profesörünü etkilemeyi başardığı için biraz hoş karşılanıyordu açıkçası. Swooping evil zehrinin, kötü anılardan kurtulmamızı sağlayacağını söylediniz. Ben de merak ediyordum ki… Şey…” Ne söylemek istediğini aklında bir türlü bir araya getiremediyse de profesörün gülümsemesi silinmiyordu. “Ben bu zehrin, yani şey demek istedim, damıtılan zehrin yapabildiği şeyi büyü ile yapıp yapamayacağımızı sormak istemiştim, yani, insanların hafızalarını silebilmek.”

rol oyunu sonlanmıştır.





we are politicians, not murderers
zehirler ve ısırganlı çörek 36853p
zehirler ve ısırganlı çörek Wq2zyQ
right?:
 
thou shalt remember the guardian of thee:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
zehirler ve ısırganlı çörek
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: 2018-2021 Mâzisi-