Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
KARAKTER DEĞİŞİM ARACI
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
Şifre:

HOGWARTS: KAPALI!
TARİH: EYLÜL 1975

Paylaş
 

 "S-sen benim üzerime kahve ha!"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Asteria M. Smith
Slytherin
Ϟ Rp Beğenileri : 5

Asteria M. Smith
Slytherin

İçeri girdikleri anda kulağına dolan müzik rahatsız etmişti sarışın cadıyı. Yanında yürüyen kızın ve babasının göz kulak olsunlar diye yanlarında gönderdiği Bayan Klein'in hoşuna gittiği ise oldukça belliydi. Somurttu yanındaki iki cadıya. Hızlı birkaç adım attı ve durduğunda yanında gördüğü sandalyeyi çekip oturdu. Bir anda kendisinin oturduğunu görüp duraksayan ikili birkaç saniye sarışın kıza bakmışlardı. Ardından oturduklarında Asteria, not defteri ve kalemini çıkartarak masanın üzerine koydu.

O tarafa gelen orta yaşlardaki bir adam dikkatini çekmişti o sırada. Bir şey isteyip istemedikleri sorulduğunda Bayan Klein konuşmuştu hemen.

"Birkaç kurabiye fena olmaz. İçecek olarak limonata içeceğinizi düşünüyorum, değil mi?" diyerek önce ela gözlere sonra da mavi gözlere bakmıştı kadın. İki kız da kafasını olumlu anlamda salladığında kahverengi saçlı adam "Peki başka bir isteğiniz var mı?" diye sordu.

Asteria kadının cevabını bekleyen adamı bir kez daha süzdü ve not defterini açtı. "Kahverengi saçlı ve kahverengi gözlü, hafif sakalları var. Bayan Klein'in tipi gibi, onunla konuşmalıyım belki de. Kibar birine benziyor. Aksanı değişik, İngiliz olmadığı kesin." yazdıktan sonra kalemiyle 'Bayan Klein' kelimesinin altını çizdi. Defterinin bir önceki sayfasını çevirdi ardından. En son yazdığı kişi komşularının küçük oğlu Mike'ın adıydı. "4 yaşındaki bir çocuğa göre fazla bilmiş. Kıvırcık saçlarıyla her ne kadar tatlı gözükse de hiç öyle değil" yazmıştı kumral saçlı minik çocuk hakkında. Çoğu kişiye göre sevimli olan bu çocuk Asteria için baş belasından başka bir şey değildi, ona göre tüm çocuklar öyleydi. Hiçbir zaman kardeşinin olmasını istememişti bu yüzden. Kendi yaşlarında hatta evlatlık bile olsa şu an karşısında oturan kumral saçlıyı da evlerine kabul etmemişti zaten.

O sırada kahverengi saçlı adam istedikleri şeylerle birlikte geri gelmişti. Asteria limonatasından bir yudum aldı, yavaş yavaş düşmeye başlayan fransız beresini düzeltti ve tekrar not defterine baktı. Kendisine, daha doğrusu not defterine, dikili mavi gözleri ise kafasını kaldırdığında anca fark etmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eva Smith
Hufflepuff
Ϟ Rp Beğenileri : 0

Eva Smith
Hufflepuff

Adamın getirdiği limonatayı eline aldı ve ağzına götürdü. Bir yudum aldıktan sonra gülümsedi hafifçe. Limonata içmeyi severdi Eva. Genelde evde yapılmışları tercih etse de bu da güzeldi. Karşısında oturan sarışın kızın üzerinde gezdirdi mavi gözlerini birkaç saniye. Kız, kırmızı fransız beresini düzeltip tekrar not defterine bakmaya başladığında Eva merak etmişti oraya ne yazdığını. Yavaşça doğruldu daha iyi görebilmek için. 'Kıvırcık saçlarıyla' kelimelerini daha ancak görebilmişken üzerinde hissettiği gözlerle Asteria'ya baktı. Karşılaştığı ela gözler kızın sinirini belli ediyordu yeterince.

"Benim yazılarıma bakma hakkını nereden buldun acaba?!" diyerek sinirle soluyan kıza cevap veremedi Eva. Ne diyecekti ki zaten? Hem sadece merak etmişti, suç muydu bu?

"Eva, sana bir soru sordum!" deyip not defterini kapatan cadıya cevap vermeden önce birkaç saniye durakladı. "B-ben sadece merak e-etmiştim Asteria. Ben, şey, özür d-dilerim."

"Özür dilenecek bir şey olduğunu sanmıyorum Eva. Asteria, sence abartmıyor musun?" diyerek araya giren siyah saçlı kadına gülümsedi kumral saçlı kız.

"Ne demek özür dilenecek bir şey yok! Ben sizin özel eşyalarınızı karıştırıyor muyum? Bir daha sakın defterime bakmaya kalkışma!" diyerek ayağa kalkan kıza şaşkınlıkla bakıyordu Eva. Bu gerçekten çok saçmaydı. Sadece ne yazdığına bakmak istemişti. Ne vardı ki bunda?

"Sanki evrenin sırrını saklıyor" dediğinde dışından söylediğini fark etmesi pek uzun sürmemişti. Tabi tepki almasından korktuğu kişi ayağa kalkmış ve kapıya doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Bayan Klein kızın arkasından gitmek için ayaklanmıştı ama tam o sırada içeri giren bir başka sarışın kız ve koyu kahverengi saçlı oğlanı gören Asteria duraksamıştı.

"Asteria!" deyip az önce masadan kalkan kıza sarılmıştı kapıdan yeni giren sarışın kız. Eva kendisi bile fark etmeden yerinden kalkmış neredeyse yanlarına varmıştı sarılan ikilinin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastasia Klinova
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 0

Anastasia Klinova
Gryffindor
Odasının içine dolan güneş ışığı Anastasia'nın gözlerini aralamasına yetmişti. Uykusunu almış olacak ki  yataktan hemen fırlayıverdi. Gözlerini odasının içinde gezdirdiğinde kedisi Lilly'nin hala uyuduğunu gördü. Mutfaktan gelen tıkırtıları duyan küçük cadı annesinin kahvaltı hazırladığını tahmin ederek yüzünü yıkamak üzere banyoya doğru ilerledi.


Pijamalarını çıkarmak için tekrar odasına gelen Anastasia, Lilly'nin uyandığını gördü ve ilgi isteyen kedisini sevdi. Ardından dolabına doğru ilerledi ve içinden lila rengindeki çiçekli elbisesini çıkardı. Bu elbisesini çok seviyordu. Çünkü bu elbiseyi ona ablası Natalia almıştı.Elbiseyi üzerine geçirdikten sonra odasında ki aynasının karşısına geçerek saçlarını taradı ve  çiçekli bandanasını taktı.


Mutfağa doğru ilerlerken henüz uyanmadığını düşündüğü ablasının odasına girdi sarışın cadı. Ablasını uyandırmayı ve bugün en iyi arkadaşlarından olan Billy'le buluşacağını söylemeyi planlıyordu. Odaya girdiğinde ablasının uyanık olup ders çalıştığını gördü. Bu sene üniversiteye hazırlanıyordu ablası. Çok sıkı çalışması gerektiğini biliyordu. O yüzden ablasını rahatsız etmiyordu Nastya.
Nihayet kahvaltı etmişlerdi Klinova ailesi. Annesine sofrayı toplamakta yardım etti Anastasia. Babası işe gitmek için masadan kalktığında konuşmaya başladı. Bugün Billy ile buluşacağını söylüyordu annesi ve ablasına. Çok heyecanlıydı çünkü Billy'le güzel vakit geçiriyordu. Eğlenceli bir kişiliğe sahipti Billy.


Beyaz babetlerini ayağına takıp kendini dışarı atan Anastasia, Billy ile buluşacakları yere doğru ilerlemeye başladı.


Bir süre sonra buluşacakları yere geldi ve hemen karşısında arkadaşını gördü. Selamlaştıktan sonra  kahve almaya karar verip yürümeye başladılar. Kahve içmeyi seviyorlardı. Zevkleri de hemen hemen benziyordu.


"Ee Lilly hanımlar nasıllar? " diye soran Billy'e tebessüm etti Nastya ve konuşmaya başladı.
"Hanımefendinin keyfi yerinde. Tüm gün evde yatmaktan başka hiçbir şey yapmıyor. " dedikten sonra ikisi de kıkırdadı. . Bir anda Nastya'nın ayağı taşa takıldı ve tökezledi. Tökezleme sonucu kahveyi üstüne döken sarışın cadı bu yaz gününde bir de kahveyle yanmıştı. Ayrıca en sevdiği elbisesi mahvolmuştu.


Köşede bir kafe gören Nastya, Billy'e kafenin lavabosunu kullanması gerektiğini söyledi ve kafeye doğru yol aldılar.


Kafeye girdiklerinde onları loş bir ışık karşıladı. Ayrıca kulağa hoş gelen bir şarkı da çalıyordu. Etrafa bakınırken kapıya doğru gelen kuzeni Asteria'yı gören Anastasia sevinmişti. Koşarak kuzenine sarıldı. Birden gözüne Anastasia'yı süzen mavi gözler takılmıştı. Billy ile kuzeninin oturduğu masaya geçen Anastasia, Bayan Klein'i görünce de oldukça sevinmişti. Seviyordu siyah saçlı, sevimli kadını. Bayan Klein onların yardımcılarıydı. Asteria ve üvey kardeşine bakarken Anastasia'ya da göz kulak oluyordu. Anastasia ve Billy bir şey isteyip istemediklerini soran garsona, yolda içemedikleri filtre kahveyi istediklerini söyledikten sonra Anastasia'nın aklına birden unuttuğu lekeli elbisesi geldi. Üstüne göz gezdirdikten sonra somurtarak dışarıya bıkkın bir nefes verdi. Ardından masadakilere lavaboya gitmesi gerektiğini söyledi.


Üstünde ki lekenin şuan nasıl çıkabileceğini düşünen Anastasia, sabunluktaki sabunu eline alıp su ile köpürttükten sonra elbisesine köpürttüğü sabunu sürüp çitilemeye başladı. Annesinden öğrendiği bu taktik fazlasıyla işe yarıyordu. Kahve lekesi yavaş yavaş çıkıyordu. 


Üstünde ki lekeyi uzun uğraşlar sonunda çıkarabilen Anastasia, oturdukları masaya geri dönmek için hızlı adımlarla ilerliyordu. Birden masada yeni geldiğini tahmin ettiği sarı, kıvırcık ,yakışıklı bir çocuk vardı. Kuzeninin yanında oturuyordu ve Nastya bu çocuğun kim olduğunu oldukça merak etmişti. Oturur oturmaz çocuğun kim olduğunu soran Anastasia'ya Billy yanıt vermişti. Çocuğun Asteria'nın arkadaşı olduğunu öğrenen Nastya, masada ki kişilere göz gezdiriyordu bir yandan da. Masa da tanımadığı bir kişi daha vardı. Düz ,kumral saçlı ,mavi gözlü bu kızın kafeye ilk girdiğinde onu süzen kız olduğunu anlamıştı Nastya. Peki ya kimdi bu kız? Bayan Klein'e bakarak konuşmaya başladı. 
" Bayan Klein , bu kız bahsettiğiniz kız mı acaba?" diye sorduğunda Asteria'nın üvey kardeşinden bahseden Anastasia, bir yandan mavi gözlü kıza bakıyordu. Soruyu başıyla onaylayan Bayan Klein, gözlerini başka yöne çevirip kaşlarını çatmıştı. Hemen merakla  o yöne doğru bakan sarışın cadı, birkaç kişiden oluşan arkadaş grubunun oturduğu masadan dikilmiş siyah saçları olan bir çocuğun sert adımlarla masalarına geldiğini gördü. Ardından da o cümleyi duydu.


"Bana bakıp bakıp ne yazdığını  sorabilir miyim!?" diye sordu çocuk Asteria'nın yazı yazdığı deftere bakarak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Asteria M. Smith
Slytherin
Ϟ Rp Beğenileri : 5

Asteria M. Smith
Slytherin

Birkaç masa ötede oturan siyah saçlı çocuğa baktı Asteria. Ufak bir arkadaş grubuyla oturmuş sohbet ediyor, arada içeceğinden bir yudum alıp sohbetine devam ediyordu. "Siyah düz saçları var. Öhöm yakışıklı öhöm. Karşısındaki kızdan mı hoşlanıyor ne? Bakışları pek bir derin." yazmıştı defterine ve kafasını kaldırıp bir kez daha bakmıştı çocuğa. Tabi o yeşil gözlerle karşılaşmayı beklemiyordu. Sahte bir gülümsemenin ardından tekrar döndü defterine ve "Gözleri yeşil. Ama biraz değişik bir yeşil. Soluk." yazdı.

Bu sırada birkaç adım sesi duymuş ve bu sesin kime ait olduğunu görmek için kafasını kaldırmıştı. Soluk yeşil gözlerinden hesap sormaya geldiği oldukça belli olan çocuk neredeyse varmak üzereydi yanlarına. Hızlıca defterini kapattı Asteria ve gelen siyah saçlıya gülümsemeye çalıştı.

Çocuğun sinir ve biraz da merakla sorduğu soru karşısında Asteria bıkkın bir nefes almış ve saçlarını düzeltip konuşmaya başlamıştı.

"Ne sana bakacağım be! Tablo vardı ona bakıyordum" derken kaşlarını da çatmıştı sarışın kız.

"Evet evet kesin öyledir. Orada tablo bile yok. Yalan söyleceksen de mantıklı bir şey söyle bari!" diyerek kendisine doğru bir adım atan çocuğu süzdü. Sonraki hamlesinin deftere atlamak olacağı o kadar belliydi ki.

Aynen kızın beklediğini yapıp deftere doğru bir hamle yaptığında çocuğu ittirdi ve defterine dokunmaya çalışan herkese yaptığı gibi öfkeyle söylenmeye başladı.

"Aa hayret bir şey ya! Sana ne be sana ne! Gelmiş bir de defteri alıp bakmaya çalışacak! Ben gelip senin özel eşyalarını karıştırıyor muyum kardeşim! Hadi git işine ya!" dedikten sonra gözlerini kapatıp bıkkınlıkla nefes alan çocuk gözleri açtığı gibi tekrar deftere doğru yönelmişti.

Asteria bir kez daha nefesini bu çocukla konuşmaya çalışarak harcayamazdı. Defterini masanın uzak bir köşesine iterken bir eliyle de masada duran kendi limonatasına uzanmıştı. Tabi limonatayı alması ile çocuğun üstüne doğru dökmesi bir olmuştu. Şaşkınlıkla önce tişörtünün üst kısmını tamamen kaplayan ıslaklığa sonra da buna sebep olan sarışın kıza bakmıştı çocuk. Asteria bir sonraki hamlenin ne olacağını düşünememişti bu sefer ve üzerine dökülen o sıcak içecek yüzünden ufak bir çığlık kaçmıştı ağzından.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen be!! O benim kahvemdiii!" diye sinirle bağıran kuzeni bir de kurabiye atmıştı siyah saçlıya.

"S-sen benim üzerime kahve ha!" diye bağırarak elindeki kurabiyeyi kuzenine atmak üzere olan saçları dikik çocuğa doğru sert bir adım attı. O sırada arkasına dönüp birkaç hareket ile arkadaşlarını çağırmıştı yanına Asteria'ya göre sinir bozucu ama yakışıklı çocuk.

Çete savaşlarına dönecek gibi bir görüntü oluşmuştu ortamda. İlk hamleyi yapan kişi biraz yanında duran Luke olmuştu. Masadaki kurabiyeleri almış ve bir çocuğa doğru atmıştı birkaç tanesini. Asteria arkadaşını izlerken kendisine doğru elinde minik bir pastayla gelen kızı fark edememişti. Geri geri yürümeye başlamıştı ama kız pes edecek gibi durmuyordu. O pastayı sarışının suratına yapıştırmak sanki yıllardır beklediği bir andı.

Son geriye doğru adımını atıp Luke'a çarptığında durmak zorunda kaldı sarışın cadı. Yüzüne yemek üzere olduğu pastaya baktı ve yutkundu. Hayır hayır, bu pastanın suratında yeri yoktu.

Kızın yaptığı hamleyle eğildi ve arkasında duran sarışın çocuğun suratının kremayla kaplanmasını izledi Asteria. Gözlerini kocaman açmış, Luke'un ne yapacağını beklemeye başlamıştı. Sarışın çocuk yüzünü tek eliyle silmiş hemen sonra da yan masada duran puding benzeri tatlıyı eline alıp koyu kahverengi saçların üzerine dökmüştü. Kızın attığı minik çığlık karşısında Asteria ayağa fırladı biraz baktı etrafına. Bayan Klein, Anastasia ve Billy'yi durdurmaya çalışıyordu. Billy'nin saçlarından damlayan birkaç damla gördüğünde çocuğun kafasına bir içecek döktüklerini anlamıştı. Anastasia da arkadaşını savunuyor, daha doğrusu onunla birlikte saldırıyordu karşılarındakine. Kafede oturan çoğu kişi ayağa kalkmış ve ortada dönen olaydan uzak kalmak için köşelere doğru kaymaya başlamışlardı.

Asteria etrafı incelemeyi bırakıp birkaç kurabiye aldı eline. Tam birini fırlatmıştı ki araya giren garson kurabiyenin siyah saçlıya ulaşmasını engellemişti. Kafasına bir kurabiye yiyen adam sinirle kendisine bakınca somurtup göz temasından kaçındı Asteria.

"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz acaba! Burası gelip kavga edin diye mi var! Hepiniz çıkın! Hemen!" diye bağırarak kapıyı işaret eden adamın arkasında duran siyah saçlı çocuğa bakıp dil çıkardı. Kaşlarını çatıp arkasını dönerek uzaklaşan çocuğa birkaç saniye bakmıştı. Ardından da elinde duran kurabiyelerden birini fırlatmıştı kafasına. Bunu yaptıktan sonra telefona doğru giden garsonun polisi arama ihtimali oldukça yüksekti. Bu yüzden Anastasia'yı kolundan tutup dışarı sürükledi.

"Sanırım artık eve gitsek çok iyi olacak. Hepinizin üstü mahvolmuş" diyen Bayan Klein'e bakarak kurabiyesinden bir ısırık aldı Asteria. "Siz bir de karşı tarafı görün"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
"S-sen benim üzerime kahve ha!"
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: İngiltere :: Aliana & Bernetta Kafe-