Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
KARAKTER DEĞİŞİM ARACI
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
Şifre:

HOGWARTS: KAPALI!
TARİH: EYLÜL 1975

Paylaş
 

 Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Parfait Chance Barthélemy
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 50

Parfait Chance Barthélemy
Gryffindor

Biz böyle hepimiz erkek öpücüyüz herhalde. Kızlar hiç yapmamış. Max'ın sorusu da bizi yerle yeksan eyledi. Dylan içti, Adam içti, Ian içti. Kızlara bakıyorum ben de. Yok mu içecek? Yok. Bir fantezi hayali bile kurdurtmuyor bunlar. Hepsi buzdolabi gibi. Bir de bizim çocuklar hoşlanıyor bunlardan. Peeh!

Diana şişeyi alıp kendi sorusunu sordu. Dedi ki çıplak yüzdünüz mü? "Pfft!" diye güldüm. Bu da soru mu der gibi yerimde hareketlendim. Diana kendisi içti ilk olarak. Sonra Lena Dora'ya verdi elindeki şişeyi. Lena'nın içmesine garipsemiştim. Benim gözümde bayağı bir buzdolabıydı kendisi çünkü. Önyargı kötüdür yoldaşlarım. Bakın bu da kanıtı. Ian aldı sonra da şişeyi. Ulan bu herif de her soruya içiyor. Sarhoş olursa bunu kremşantiye bulayıp üstüne çilek dikerim bak. Hiç acımam. Uzattım elimi şişeyi almak için bundan. Sonra da gülerek "Hayırdır?" dedim. "Kapaktan içmiyorsun? Titizliğin buraya kadardı ha? Köftehor seni." Gülümseyerek diktim kafama şişeyi. Yine bir kaç yudum aldıktan sonra ağzımı kolumun tersi ile sildim. Şişeyi tuttuğum elimle Gryffindor'lu yoldaşlarımı göstererek "Bir akşam, kaçıp göle girmeliyiz çıplak." diye bir sonraki toplanmamız için fikir ürettim.

Çıplak suya girmek çok fazla yaptığım bir şeydi. Fransa'da Paris'teki arkadaşlarımla Sen Nehrine girerdik böyle. Hiçbir zaman bu tarz şeyler çılgınlık ya da gariplik olarak gelmiyordu bana. Samimi olduğun arkadaşlarını kişilik olarak çıplak görürsün, vücut olarak da çıplak görürsün... Ne olacak?

Hazır şişe bendeyken soruyu ben sormaya karar verdim ve "Daha önce hiç..." dedim. Pis pis sırıtarak da tamamladım cümlemi. "Duşta işemedim." Şişeden büyükçe bir yudum aldım ardından. Sonra da bizimkilere uzattım şişeyi. "Hadi hadi, kimseyi kandıramazsınız."




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Sadas

Diego ve Parfait, Amerika'ya adam dövmeye giderken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dylan Ronald Cooper
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 35

Dylan Ronald Cooper
Gryffindor

Anlaşılan pek kimse duşta işemenin rahatlığının farkına varmış değildi Dylan ozunu silkti ve yine büyücünün elinden aldı şişeyi. Diana gibi çıplak yüzmemişti aslında ona daha sonra bunun hakkında sormak istediği bir kaç şey vardı. Bunu kimlerle yaptığını düşünüyordu ama bir cevabı yoktu. Şişeyi ağzına dikti ve elinde tutup sallarken inceden çakır keyif olmaya başlamıştı. Gevşek bir şekilde güldü. Diana'ya döndü. "Daha önce hiç, aşk mektubu almadım." dedi ve kafasına dikti bir kez daha. Vay canına bukez epey büyük bir yudumdu. Dylan henüz Diana'dan bir mektup almamıştı ama ona bir tane vermiş sayılırdı. Kendisiyse yıllardır okulda ki bir çok kızdan isimli isimsiz mektuplar ve hediyeler alırdı. Özellikle de sevgililer gününde. Bir defasında içinde aşk iksiri olan bir kurabiye yemekten onu son anda Annalise kurtarmıştı. Eline sertçe vurmuştu ve Dylan kurabiye düştüğü için sızlanzırken kız gülerek "Onu sakın yeme Hufflepuff taki Marry Loui sana içinde aşk iksiri olan bir kurabiye yapacağını Grace'e söylemiş ve Grace de bana söyledi. Yani kardeşim hiç tanımadığın bir kıza aptal aşık olmak istemiyorsan, ben hariç kızların verdiği şeyleri yemekten uzak dursan iyi olur. En azından sevgililer gününde."

Dylan başını tavana dikip başını salladı. "Bu inceden çarpmaya başladı beni." dedi sırıtarak vücudunda alkolun verdiği rahatlama, gevşeklik görülüyordu. Oldukça sıcak hissediyordu. Zaten gevşek olan kravatını çözdü ve şişeyi biri elinden aldıktan hemen sonra başına bağladı kravatını. Diana'uya dönüp göz kırptı. Onunda içeceğini bilmek keyfini daha da gıcırlaştırıyordu.




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 938c3b42e34e98e4b725d84dc0237f5fd7f75cd1

Spoiler:
 

Spoiler:
 

pure love:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Destinee
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 38

Diana Destinee
Gryffindor


Şişe avucundan çıktığında Lena ve Ian'ın dudaklarıyla buluşup oyunun bu konudaki duruşuna son vermişti. Yeni bir cümle Parfait tarafından ortaya atıldığında dudaklarını birbirine bastırıp çevresine bakmayı ihmal etmemişti cadı. Denizde işediği en nihayetinde oluyordu ancak duşta bunu yapmayı düşünse bile denememişti. Dylan da birkaç yudum içtikten sonra ona bakıp yüzünü ekşitti, kaşlarını kaldırıp yönelteceği cümleyi dinledi.

Büyücünün aşk mektubu üzerine dediklerinin üzerine şişeyi tekrardan iki dudağının arasına götürüşünü izlemişti. Diana, çocuğun keyifli olduğunu görebiliyordu. Yüzündeki savsak ve sevimli gülümsemeye hayret ederek bakmasının yanı sıra içinde yanağına dokunma isteğini susturmaya çalışıyordu. Ancak tüm bunların yanında aklını kurcalamaya yeten bir soru daha koşturmaya başlamıştı: Dylan'a gelen aşk mektubu, ne zaman ve kimden gelmişti? Şişeyi çekiştirdi ve çocuğun gözünün içine bakarak içmeye başladı. Birlikte takılmaya başladıktan sonrasında bu çocuktan sıklıkla not alıyordu, şımarıyor ve duygularını susturmakta zorlanıyordu. İkinci sınıfta da defterinin arasına  isimsiz bir notun bırakıldığını düşündüğünde içmeyişini görmek imkansızdı.

Diana koca bir yudum alıyor, arkasından bir yudum daha alarak devam ediyordu. Cadının dudaklarının arasında gülmeye çalışan bir ifade vardı. En nihayetinde koca şişeyi ağzından çektiğinde etrafındakilere bakmadan elindekini uzatacağı kişiye baktı. Annalise'a uzanırken öne doğru eğildive "Hadi Anna!" dedi şişeyi sallayarak. Bir anlığına gözleri döndüğünde Dylan'a atıldı ve sırıttı. "Afedersin." dedi kendisini geriye doğru çekmeye çalışırken. Göğsünün üzerinden büyücünün gözlerinin içine bakıyordu çünkü ateşviskisi, başını döndürmeye başlamıştı.






Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Hairst10 Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Tumblr10
diana:
 

.:
 

❤ :
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dylan Ronald Cooper
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 35

Dylan Ronald Cooper
Gryffindor

Diana bir kaç yudum alırken gülümseyerek onu izledi. Aslında ona bıraktığı not sayısı kadar almaya kalksa muhtemelen tüm şişeyi falan bitirebilirdi. Ona küçük notlar bırakmaktan keyif duyuyordu. Diana’nın elinde notlarla yanına gelip mahçup, masum gülücüklerle ona bakmasından çok keyif alıyordu. CAdı şişedi Annaya doğru uzatırken üzerine doğru eğildiğinde göz göze geldiler. Cadı şişeden kutulduğunda geri çekilmeye çalışırken onu tuttu. Diğer eliyle sandalyesine uzandı. Zaten yakınındaki sandalyeyi sertçe kendine doğru çekti ve cadıyı kendine yaklaştırdı. Biraz dengesiz görünüyordu küçük kız. Alkolun biraz ağır geldiğini düşündü sonuçta kendisi bile o gevşekliğe erişmişken Dİana muhtemelen epey sarhoş olmuş olabilirdi. Kızın ağırlığını kollarının arasına alırken hafifçe sarıldı. “Artık içmesen mi?” Diye sordu ve ekledi. “Bence biz gidelim sen biraz dinlen.” Cadının bayıklaşmış bakışları ve yamuklaşmış gülüşüne baktı. Onu her gördüğünde bir önce ki günden nasıl daha güzel olabildiğine anlam veremiyordu.

Şişe kardeşinin elinden bir başkasına geçerken Diana’yı göğsüne doğru yasladı kendisine bakan gözleriyle gülümsemeye devam ediyordu. “Ne var Diana?” Diye sordu muzipçe yeni bir soru geldiğinde onun içmesine müsade etmeyecekti.




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 938c3b42e34e98e4b725d84dc0237f5fd7f75cd1

Spoiler:
 

Spoiler:
 

pure love:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ian E. Galen
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 16

Ian E. Galen
Gryffindor

Her ne kadar 15 yaşında kaslı ve yakışıklı bir bey de olsa bedeni küçüktü. İçtiği alkol etkilemeye başladığı oldukça aşikardır. Gülümsemesini tutamıyordu Parf'ın ve Dylan'ın sorularına açıklama yapmadan yudumlarını aldı. "Aşk mektubu da neymiş. Gerçekten bize aşık olan bile çıkmadı bee. Buna bir daha içerim ben" diye dertli dertli dikti şişeyi kafasına. Ayık olsa yapmayacağı bu hamle ile Dylan ve Diana ikilisine baktı. Kesinlikle daha fazla içmeliydi belki yalnız kalmaları iyi de olabilirdi.

"Gidin gidin. Anna sen az içtin biz devam edelim istersen?" Etrafta diğerlerinin olduğunu unutmuştu fark ettiği anda "yani kalanlar devam edelim.".




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Ianemre


En son Ian E. Galen tarafından 19.02.21 19:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Annalise Raine Cooper
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 57

Annalise Raine Cooper
Gryffindor
Annalise, Diana’nın uzattığı şişeye elini doğrulturken sorudan dolayı hevesli değildi ama sonunda içebileceği bir şeyler sorulduğu için sevinmişti.  Genzini yakan bu içkinin tadı damağında kalmakla birlikte Diana’yı hafif çakır keyif yapmış, Dylan’ı pek etkilememiş, Ian’ı ise her zamankinden daha neşeli biri yapmıştı.  İçkiden büyük bir yudumu indirdikten sonra elindeki şişeyi direk uzattı ortalığa doğru. İçtiği konunun mektup  olayı olması ayriyetten Anna’yı utandıran bir mevzuydu ya da can sıkıcı bulduğu bir mesele demek daha doğru olurdu. Eğer birinden hoşlanıyorsan Anna’nın fikrine göre gidip direk konuşmak en doğru davranış olurdu. Tipik bir Gryffindorlu olarak korkmanın ahmakça bir şey olduğunu söylemesine gerek olmamalıydı. Zira mektup gönderen kişinin bir ismi dahi yoktu. Kendini belli edemeyecek kadar çekinmek neyin nesi gerçekten Anna’nın anlayabileceği bir ruh haliyeti değildi. Öte yandan mektup konusunda isimlilerde olmuştu ancak en son ki mektupta yeni birisi türemiş ve Diana ile kim olduğunu çözememiş olmaları ikisini de sinir etmişti. Bilinmezlik bu dünyada ki en çirkin şeylerden olabilirdi cadıya göre. Neyse ki böyle şeyleri oturup düşünmeye vakit ayırmıyordu. Ayırmamak onun tercihiydi. Bu konuda birden çok çekinceleri vardı. Kafasını buna yorduğunda şişeyi tekrar ele geçirip dikizleme isteği gelse de öyle bir atak yapmayacaktı elbette. Tam o sırada Ian iç sesini duymuş gibi laf atınca gülümsemesini tutamadı. Hafifçe başını “olur olur” dercesine  salladıktan sonra dudaklarini araladi.“Diana ile ortak salonda ben gelene kadar beklersin zaten. Ben gelince de odaya birlikte geçeriz.” dedikten sonra ortaliga dönerek, “Ee yok mu daha sorusu olan?” diye eklemis, sandalyesine daha da kurulmustu.




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 8zQrME
::
 

::
 



En son Annalise Raine Cooper tarafından 19.02.21 17:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://www.hogwarts-rpg.com/t6074-annalise-raine-lejant#104236
Adam Collins
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 3

Adam Collins
Gryffindor

Elindeki parşömenleri sinirle karışık bıkmışlıkla bir köşeye bırakan genç büyücü, sıkıntıyla ofladı. Saatlerdir çalışmasına rağmen konuyu  neredeyse hiç anlamamıştı. Farklı dersler arasında geçiş yapmak da işe yaramıyordu, zihni karman çorman olmuştu,sanki yeterince karışık değilmiş gibi. Gözlerini kapatıp başını ellerinin arasına alarak bir süre bekledi, biraz mola verirse mutlaka verimli çalışmaya devam edebilirdi,kesin sadece yorulmuştu.

Düşüncelere dalmış bir halde dinlenirken kolundan tutup sürüklenirken buldu kendini. Neler olduğunu anlamaya çalışırken kendisi gibi diğer binadaşlarını sürükleyen ve ders çalışmayı bırakmaları için homurdanan kahve saçlı kızı görünce gülümsedi hafifçe. Çalışamıyordu zaten, bu yüzden ders çalışmayı bırakma fikrine o anlık sıcak baktı. Diğer binadaşlarının konuşmalarını dinlerken sessizce oturmakla yetindi.

Parfait'in getirdiği şeye endişeyle baktı, çünkü bunun ne olduğunu biliyordu ve binadaşlarını birazcık tanıyorsa çoğu hayır demeyecekti. Ki tahmininde yanılmamıştı, hepsi bu fikre sıcak bakmıştı. Lena'nın bile dahil olması oldukça şaşırtmıştı Adam’ı,ama kendisi katılmayacaktı, kararlıydı.

Ne yazık ki kararlılığı iş Melody’ye gelince sönüvermişti, kızın kibar yalvarışlarına bir şekilde karşı gelebilmişse de sataşmalarına kayıtsız kalamamış ve kabul etmişti. Kendi kendine "Bunu nasıl kabul ettim, kesin başımız belaya girecek.." diye içinden geçirirken müzik odasına varmışlardı. Gözleri piyanoya ilişen Adam, Mel ile beraber çaldığı zamanları hatırlayıp hafifçe iç çekti, o anlarda hissettiği huzuru neredeyse hiçbir zaman hissetmemişti.  

İçki içecekleri yetmezmiş gibi bir de oyun oynayacakları için gerilen yeşil gözlü çocuk korkuyla neler olacağını beklerken ilk tur başlamıştı bile. Birinden hoşlanmak.. Yıllardır yapıyordu bunu. İçmemeyi düşünse de o an üzerine çöken boşvermişlik hissiyle şişeyi alıp kafasına dikti. Belki de Mel fark ederdi böylece hislerini, kendisine kalsa hayatta itiraf edemezdi çünkü. Gerçi kahve saçlı kızın fark edeceğini sanmıyordu pek, Mel bu konularda çok saftı, yıllardır anlamamıştı, şimdi mi anlayacaktı?

Aldığı yudumla öksürmek üzereyken kendini tuttu, tadı çok kötüydü ama üzerine çöken umutsuzluk o kadar yoğundu ki fark etmemişti bunu. Şişeyi dalgınca birine uzatırken kötü tadın başına vurduğunu hissetti.

Sonraki turda hafifçe somurtmaktan kendini alamadı, özellikle Melody’nin kıkırdamaları ve kendisini dürtmesi üzerine daha da somurtkan bir hal aldı. O anı hatırlamak istemiyordu, her açıdan yaşanabilecek en rezil olay ve hatırlamak istemediği anılardan biri olduğu kesindi. Uzatılan şişeden ikinci yudumu alırken "Belki de sadece içmeliyim" diye düşündü kendi kendine, bu yudum diğerinden daha büyüktü. Şişeyi uzatırken başının hafiften dönmeye başladığını hissetti.

Oyun tam gaz devam ederken sonraki iki turda içmek zorunda kalmamıştı neyse ki. Kahve saçlı kızın sorulara güldüğünü duydu sadece, içtiği içki biraz çarpmıştı sanki Adam’ı. Yine de devam etmekte kararlıydı.

Evren kararlılığını sezmiş olacak ki bu sefer içmesi gereken bir şey söylenmişti. Bir yıl öncesinde komşularından biri minik bir notla açılmıştı kendisine, ama gözü Mel'den başkasını görmeyen Adam kibarca reddetmişti kızı. Şişeyi kapıp kafasına dikti yine, aldığı üçüncü yudum fena çarpmıştı, ayakta olsa büyük ihtimalle sendelerdi. Elinden çekilip alınan şişeyi hissetti bu sefer, kahve saçlı kız elindeki şişeye merakla bakarken Sabahtan beri kqfanıza dikip dikip duruyorsunuz, şimdi sıra bende ehehe. Bakalım tadı nasılmış… diyerek hafifçe dudaklarına götürdü şişeyi. Gözlerini genç cadının dudaklarından alamayan yeşil gözlü büyücü, yavaş yaval sarhoş olduğunun farkına varmadan kızın yüzünü inceledi, gözlerini kapatmıştı, uzun kirpikleri hafifçe titreşiyordu. Aldığı yurdumun ardından yüzü çarpıldı Melody’nin, zorla yuttuktan sonra Iyyy , bu ne be?! İğrenç bunun tadı! Öğğk, çarpıldım galiba, boğazımı yaktı! diye söylenerek uzatmıştı şişeyi. O an bir şeyi fark etti Adam, Mel bu turda içtiğine göre biri ona aşk mektubu vermişti! İçinde yükselen kıskançlığa engel olamadı, kimdi bu? Mel sevmiş miydi onu? Kabul etmiş miydi teklifini? Öğrenmeliydi..

Alkolün getirdiği cesaretle kızın omzuna hafifçe dokunup Kim? diye sordu engel olamadığı hafif öfkeyi de sesine katarak. İlk başta boş boş baksa da kısa sürede soruyu anlayan Mel, elini 'boşver' der gibi sallayıp Alex'in arkadaşlarından biri vermişti, önemli bir şey değil ya. Zaten onunla çıkacağıma Mollis'i yerim diye cevapladı, ardından muzip bir sesle ekledi. Peki seninki kim?

Kıskanmış mıydı acaba? Sesi pek öyle söylemiyordu, büyük ihtimalle kıskanmamıştı Mel. Hafifçe iç çekip Komşumuzun kızı dedi sadece. Hemen ardından sandalyesini olabildiğince yaklaştırıp kafasını minik kızın omzuna koydu. Bir an şaşırsa da hafifçe kıkırdayarak saçlarını okşamaya başlayan kızın gül kokusu, içtiği alkolle birleşip aklını başından almıştı. Kahve saçlı cadının elini tutup kendi eline kenetledi, Galiba kafan gitti Adam, istersen gidebiliriz.. diyen kızı Şşş.. diyerek susturdu. Devam etmek istiyordu ve edecekti de.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lena Dora Warner
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 0

Lena Dora Warner
Gryffindor
Kendisinden sonra gelen soruda durmuştu. Bir süre oradakileri süzdü. Ta ki yeni soru gelene kadar. Sessiz ve ılık bir nefes alırken ondan önce şişeye davrananlara baktı bir süre. Aldığı aşk mektupları elbette vardı ancak bunlardan sadece bir kişinin gönderdiklerine doğru düzgün bakmıştı. İstediği kişi miydi? Hayır. Kesinlikle istediği kişiden almamıştı o dizleri. Istediği kişi ise o dizeleri yazacak gibi değildi halbuki. Ama bir umut işte genç kızın içindeydi...

Boğazını temizledi başı döndüğü çok net olan kişiler arasında belli olsun diye. Eğilip tekrardan şişeye uzandıktan sonra biraz tepeden bakmıştı. Lucas onu seviyordu, defalarca mektup yazmıştı ona. Belkide haksızlık ediyordu o bile emin değil ama hiç bir zaman ondan hoşlanmamıştı Lena. Aksine ise kalbi ve dudakları başka bir isim ile atıyordu. Kimine göre imkansız, kimine göre saçma ve belkide umutsuz bir düşünceydi. Kaşlarını kaldırmış ve şişeden bir yudum daha almıştı. Bu tam yudum boğazından gelirken aynı soğuk, ciddi ve umursamaz ifade duruyordu suratında. Aklına takılmıştı birden bire diğer yeşil cübbeli çocuk. Onun mektupları hep boş bir cevaptı sanki. Hatta olmayan bir şeydi. Sırtını oturduğu alanın arkasına yasladıktan sonra şişeyi kafa hizasına getirdi ve bir süre salladı onu. Oyalanmak hoşuna mı gitmişti yoksa anlamsız olduğu için mi yapıyordu? İkiside. Dudakları gerilirken "Başka çılgın aşk odağımız var mı?" Keskin bir  bakış atmıştı ki kimsenin olmadığını fark etti. Ateşviskisi hala elindeydi ve sıkıca kavramıştı parmakları. Dişlerini gösterip sarhoş olmaya başlayan bir iki kişiye gülmüştü. Aklında ise sert içecek kadar karamsar bir soru yatıyordu. Gülmeye devam etti ve elini kaldırdı. "Ben hiç... Birinin ölümünü görmedim." Şişeyi kafasına dikip dolu bir yudum daha aldıktan sonra ayağı kalktı ve bedenini katlayarak şişeyi ortaya uzattı. İnsanların gözlerine bakıyor ve kimlerin bunu gerçekten yapıp yapmadığını merak ediyordu. Gözleri daha masum insanlara şeytanca bakıyordu aslında. Adam gibi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Destinee
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 38

Diana Destinee
Gryffindor


Altındaki sandalye ufak bir gıcırtıyla büyücüye doğru ilerlediğinde sırıtmaya devam ediyor, Dylan'ın gözünün içine bakarak gülüyordu. Aslında çok da komik bir şey olduğu söylenemezdi. Sadece yüzü alev almış gibi yanıyordu, dudaklarının kenarı kızarmıştı ve bu çocuğa bu kadar yakın olmak Diana'yı bulunduğu konumdan ötürü inanılmaz bir biçimde hoşnut ediyordu.

Sırtı, büyücüye doğru yaslandığında kafasını da onun göğsüne doğru dayamıştı. Kalbinin atışı pekala başının ardında hissetmesi mümkün değildi ancak büyücünün şefkatli kollarında bir kar tanesi olsa muhtemelen eriyebilirdi. Dylan her ne kadar kendisine bunu daha fazla sürdürmemesi gerektiğini söylese de şişenin bir kısmı dolu olarak dönmeye devam ediyordu. Derin bir nefes alarak ufalanan gözlerinin ardından Adam'a baktı. Kafasında dolaşan sesler hafifçe uğultuya dönüştüğü anlarda ara ara Annalise'a bakıyor, Parfait'in dudaklarının keyifle aldığı şekle, Ian'ın eğleniyor oluşuna, Lena'nın hiçbir şey olmamış gibi gayret edişine ve zavallı Melody'nin Adam'ın sırtını sıvazlayışına çok da kendinde olmadan eşlik ediyordu. Şişe dönüp dolaşıp Lena'nın eline vardığında duyduğu sözlerle afalladı. Bir ölümün silüeti üzerine sorulmuştu soru. Doğrusu ya, pek de eğlenceli bir soru olduğu söylenemezdi. Zira, ölümü konuşmaktan keyif almayan Diana'nın tüyleri duyduğu andan beri diken diken olmuştu.

Ortamdaki herkesin bir parça da olsa düşen yüzünün arkasından soruyu geçiştirmek için şişeye uzanacaktı ki sırtını yasladığı destek ardından kalkmış, Diana'nın sendellemesine sebep olmuştu. Neyse ki büyücü cadının omuzundan tutmuş "Ben daha fazla devam etmek istemiyorum. Hadi Diana, seni ortak salona götüreyim." demesiyle birlikte Diana'yı olduğu yerden kaldırması bir oldu. Dylan cadıyı koluyla sararken kızın gözleri kararmış, etrafındakilere kaşlarını çatarak bakmaya başlamıştı. Bulunduğu oda sanki baştan aşağıya ters çevriliyor, piyano soldan sağa doğru ritmik bir biçimde kayıyordu. Elini Dylan'ın göğsüne doğru götürüp gömleğini çekiştirdiğinde tekrardan büyücünün suratına bakmıştı. Tüm o bulanıklığın ardında gördüğü kaskatı bir ifade, aralanan iki dudak, sıkıldığı anlaşılan keskin bir çeneydi. Gömleğindeki elini yüzüne götürecek oldu ki gözlerini kapattı, parmakları tekrardan göğsüne düştüğünde Dylan'ın hareketlerine uyum sağlamaya çalıştı. Ufak adımlar attı, arkasındaki irili ufaklı uğuldamaları bırakarak  Dylan ile ortak salona gitmek için kapıya doğru ilerledi.




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Hairst10 Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Tumblr10
diana:
 

.:
 

❤ :
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Parfait Chance Barthélemy
Gryffindor
Ϟ Rp Beğenileri : 50

Parfait Chance Barthélemy
Gryffindor

Dylan yine şişeyi eline alıp salak saçma bir şey sordu. Ya bu çocuk neden bu kadar umutsuz vaka ya. İlk sorduğu soru da böyleydi, şimdi ki soru da. Ne demek aşk mektubu aldın mı? Bunlar tek tek içmeye başladılar ben de kafamı elime yaslayıp bekledim sıkıntı ile. Daha önce bana aşk mektubu veren olmadı. Zaten salak saçma şeyler. Eğer bir kız benden hoşlanıyorsa gelip yüzüme söyleyebilmeli. Öyle ya, şu zamana kadar yüzüme söylendiğinde de herkesi reddettim. Çıkmak. Sevgililik. Ay canımslar. Seni seviyorumlar... Bunlar benlik değil. Ki böyle olunca da anlayacağınız üzere, daha önce hiç sevgilim olmadı.

Diana ve Dylan yaklaştıkça yaklaştı birbirine. Ian da Dylan'ın kardeşine yavşıyordu. Ian'ın aşırı bariz olan flörtünün üstüne, kusacak gibi bir hareket yaptım Dylan'ın kız kardeşine bakarak. Ayı herif, "Sen + Ben = Yatak" dese daha kaliteli olurdu. Tabi her soruda viskiyi kafasına diktiğinden dolayı, mantığı ortamı terk etmişti belli ki. Yatakhaneye kusarsa adam gibi adam olduğum için yardım ederdim ama, ayılınca da döverdim eşek sudan gelene kadar. Dylan'ın kardeşinin adı da Anna'ymış ha. Sanki söylemişti bir ara ama aklımdan çıkmış. Adam ve Melody de birbirleri ile sohbete dalınca grubumuzdaki çiftleri kafamda canlandırmam zor olmadı. Lena ile de Max bakışsalar da tamamlansak diye düşünürken Lena aldı şişeyi. Sonra da kritik bir soru sordu.

Hiç birinin ölümünü görmüş müydük?

Kaşlarımı kaldırıp baktım gruba. Biraz ciddi bir soruydu sanki bu. İnsanlar sarhoşken daha duygusal olurlardı çoğunlukla. Algernon geldi aklıma. Kendisini büyükbabam olur. Beni fişekleyip ailemizin üstüne salan adamdır kendisi. Algernon ile geçirdim tüm çocukluğumu. Ebeveynlerim işkolik çünkü. Onunla zaman geçirmeyi ve sohbet etmeyi çok severdim. 80'lerindeydi ve bir gün atları tımar ediyorduk. Biraz kötü hissettiğini söyledi ve göğsünü tutarak yere yığıldı. Fazla uzun sürmedi hareketsiz kalması. Zaten çoğunlukla kendisinin yaşlı olduğunu ve yakında öleceğini söylerdi. Bu yüzden çok üzülmemiştim. Yine de ondan sonra ailenin içinde çıkan kavgaları görmek Algernon'u seven tek kişinin ben olduğumu göstermişti. Herkes rütbesi ve parası için iyi davranıyordu ona. Algernon zaten sürekli bundan bahsederdi. Bu şekilde kim olurlarsa olsunlar, insanlara saygı duymamamı sağlamıştı.

Dylan bir hışımla ayağa kalkınca ben de masadan atladım. Dengem biraz bozuldu ama hızlı toparladım. Lena'nın ortaya bıraktığı şişeyi aldım ve kafama diktim. Zaten bitmişti. Bu yüzden bir kaç yudum anca alabildim. Dylan dışarıya yönelince de Lena'ya bakıp omuz silktim. Belli ki bu toplantımızın sonuna gelmiştik. Müzik odasının camını açıp şişeyi tüm sorumsuzluğumla fırlattım Hogwarts'ın bahçesine.

Ben dürüst ve cesur bir adamım. Kendimi çoğunlukla dizginlemem. Dizginlediğim konular sadece bazı kişiler için hissettiğim iyi duyguları onlara yansıtmamak adına olur. Alkol alınca bunları koyverdiğim için çoğunlukla herkese sevgi gösterilerinde bulunurum. Şimdi de bu odada çok kral bulduğum ama söylemediğim bir adam var. "Max!" dedim. Sesimi düzgün ayarlayamadığım için çok çıktı. İlerledim bunun yanına. Biliyorum ki herif benden hiç haz etmiyor. Aradaki buzları eritme zamanı şimdidir diye düşünerek elimi omzuna attım. "Kral." diye başladım konuşmaya. Bu sırada da çocuğun yüzüne aşırı yakın konuşuyorum falan. "Trende kavga aradığım için sardıydım sana. Kişisel değil anlarsın ya. Hatta baya iyi adamsın. Benim arada kavga edesim geliyor öyle. Özür dilerim tamam mı? Gel barışalım." dedikten sonra çocuğun çenesini tuttum ve kendime çevirdim. Sonra da en ıslağından bir barış öpücüğü bıraktım dudaklarına. Fransız beyefendiler birbirlerine barış öpücüğü sunuyorlar. Bunda herhangi bir sorun görmüyorum. "İyiyiz değil mi?"




Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar - Sayfa 3 Sadas

Diego ve Parfait, Amerika'ya adam dövmeye giderken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bazı Oyunlar ve Arkadaşlıklar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: Müzik Odası-